Analytics

Bu Blogda Ara

otomobil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otomobil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2010 Cuma

Peugeot RCZ Carbon 1.6 THP Otm: 'Efsane olmaya aday!'

GTI akımının öncüsü Peugeot 1987 yılında piyasaya sürdüğü 205 GTI ile spor hatchback kavramını hayatımıza sokmuştu. 1,6 ve 1,9 litrelik iki motor seçeneği olan 205 GTI özellikle 1.9 litre 126 hp güç üreten motoruyla çok sevildi. 8,5 saniye civarında 100 km/s hıza ulaşan bu aracın yol tutuşu ve direksiyon tepkileri zamanına göre çok iyiydi. 205 GTI’ın aldığı olumlu tepkileri değerlendiren Peugeot, 106, 206 ve 306 modellerinin de GTI versiyonunu üretti. Her biri efsaneleşen bu modellerden sonra Peugeot efsaneleşecek yeni bir model daha üretti ‘RCZ’.
Tasarım
RCZ konsept halinden çok farklı olmayan bir tasarımla karşımıza çıktı. İlk dikkatimizi çeken ise RCZ’in tavan yapısı oluyor. Kabarık iki bombe ile sonlanan tavan yapısı test aracımızdaki siyah beyaz renk kombinasyonunda çok çekici görünüyordu. Dışarıya doğru çıkık geniş çamurluklar RCZ’in atletik imajını güçlendirerek kaslı bir görünüm çizmesini sağlıyor. Özellikle yan aynalardan arkaya baktığınızda görünen şişkin arka çamurluk hoş bir etki bırakıyor.
Bazı otomobillerin tasarımında belirli bölgelerin daha ön plana çıktığı olur. Kiminin önü çok iyi arka kısmı vasat iken, bazısında durum tam tersi olabiliyor. RCZ’de ise bu durumdan söz etmek mümkün değil. RCZ’in ön ve yan görünüşüne kusursuz dedikten sonra arka kısmı içinde aynı düşünceler içerisindeyiz. LED destekli stop grubu ve bagaj üstünden dışarıya doğru açılan spoyleri harika görünüyor.
Dikkat çekmek için RCZ iyi bir tercih! RCZ en büyük rakibi Audi TT’den 11,2 cm daha uzun,  ve 15.5 cm daha geniş. İki aracın da yükseklikleri 1252 mm.

İç mekan
Herhangi bir Peugeot’nun içine göre oldukça elit görünen kokpitteki hava, lüks coupeleri aratmıyor. Bu havanın oluşmasında çift dikişli deri kaplamaların payı çok büyük. Peugeot modellerinden tanıdık direksiyon simidi RCZ’de alt kısmı yuvarlak hale getirilmiş şekilde yer alıyor. Sinyal, silecek, ses sistemi ve hız sabitleyici kontrol butonları ise markanın diğer üyeleriyle aynı. Parlak siyah kaplamalı orta konsolun en dikkat çekici kısmı iki havalandırma ızgarasının arasındaki analog saat. RCZ içinde yolculuk edenlere daha elit bir hava sunması için özel dizayn edilmiş saat tek başına bunu başarmaya çalışıyor. İç mekandaki ortak parça kullanımının görüldüğü diğer bir yerde ses sistemi ve ekranı. Bu ikili kullanım zorluğu çektirmese de insan RCZ gibi özel bir otomobilde daha özel beklentiler içinde oluyor.
İnce minderli arka koltuklar aracın 2+2 olarak adlandırılmasından başka pek bir işe yaramıyor. Çünkü buraya oturtabileceğiniz kişilerin 7 yaşını geçmemiş olması gerekli diyebiliriz. Sürücü baş hizasından sonra hızlı bir biçimde eğilen tavan yapısı arka koltuğun baş mesafesini oldukça kısıtlıyor. Ancak bu kısıtlı arka diz mesafesine karşı RCZ bagaj hacmi konusunda cömert davranıyor ve kullanıcılarına 384 litre bagaj hacmi sunuyor.

Motor
RCZ’in motor kaputunun altında PSA-BMW ortak çalışması olan motorlar görev yapıyor. Test aracımızdaki 1.6 litrelik motor 1400 d/d’dan itibaren 240 Nm tork  ve 6000 d/d’da 156 hp güç üretiyor. Bu motoru Citroen ve MINI modellerinde farklı güçler üretirken gördük. Ancak RCZ’in en güçlü seçeneğinde yine bu motor 1.6 litrelik hacminden tam 200 hp güç üretebiliyor. 6 ileri otomatik şanzımanla gücünü yere aktaran RCZ’in 0-100 km/s hızlanması için 9 saniyeye ihtiyaç duyuluyor ve araç maksimum 214 km/s hıza ulaşabiliyor. 1.5 ton civarındaki bir araç için hiç de kötü olmayan performans verileri sunan RCZ’in tüketim değerleri de çok abartılı değil. Biraz zorlanarak kullanıldığı zaman 12 lt/100 km üzerine çıkan aracın fabrika verisi karma yakıt tüketimi 7.3 lt/100 km olarak açıklanıyor. RCZ testimiz süresince ortalama 9.4 litre/100 km yakıt tüketti.

Konfor ve yol tutuş

Kesinlikle konforlu değil. Peki, bu durum RCZ alacakların umurunda mı? Kesinlikle hayır! RCZ’in 19 inçlik jantları ve sert ayarlanmış süspansiyon sistemi yoldaki ufak darbeleri bile iç mekana aksettiriyor. Yan destekleri çok iyi olan ön koltukların rahatlığı ise bu darbeleri emmeye yetmiyor. İç mekana hoş bir şekilde motor sesi geliyor Fakat bu sesin yanında içeriye sızan rüzgar ve yol gürültüsü için hoş diyemeyeceğiz. RCZ’in daha sessiz olmasını beklerdik.
Peugeot modellerinin birçoğunda karşılaştığımız hissiz direksiyonun yerini RCZ’de son derece net tepkiler veren hassas bir direksiyon almış. Biraz sert olan direksiyon şehir içinde yorucu olabiliyor ancak bir sporcunun olması gerektiği sertlikte. ESP destekli yol tutuşu kusursuz olan aracın fren performansı da bekleneni veriyor. 6 kademeli otomatik şanzıman çift kavramalı olmasa da kötü değil ve konforu arttırıyor.

Güvenlik
Peugeot RCZ’in EuroNcap çarpışma testine henüz katılımı yok. RCZ’de sürücü, yolcu ve yan hava yastıkları standart olarak sunuluyor.

Yorum - Selim ERKEK
Peugeot’nun 205 ve 106 GTI’nın piyasada yarattığı etkiyi tekrarlayacak üçüncü modeli olarak gördüğüm RCZ gerçekten çok dikkat çekici bir otomobil. Markanın diğer modellerinden tanıdık ön kısım artık alışılmış olsa da çok başarılı bir tasarım örneği. Bombeli tavan yapısı ise, etrafınızdaki bütün gözlerin üzerinizde olmasının temel sebeplerinden. ESP sistemiyle beraber çok iyi yol tutan RCZ’i yoldan koparmak için önce ESP’yi devre dışı bırakmanız ardından da oldukça sert direksiyon hareketleri yapmanız gerekli. RCZ’de kullanılan 156 hp gücündeki motoru, Cıtroen DS3’de manuel vitesle olarak kullanmış ve çok daha eğlenceli bulmuştum. Test aracımızdaki otomatik şanzıman çift kavramalı olmasa da hızlı tepkiler veriyor, ancak RCZ’in eğlenceli kısmını alıp götürüyor. Ardı ardına yapılan sert frenlerde, fren sisteminin performansının düştüğünü belirtmekte fayda var.

2 Eylül 2010 Perşembe

Chevrolet Spark 1.2 16V LT: 'Rekabetçi minik!'



İsminin Daewoo’dan Chevrolet’e değiştirilmesinden sonra büyük bir değişim sürecine giren firma artık çekici tasarımlarıyla konuşuluyor. Özellikle Chevrolet Cruze ülkemizde tasarımıyla oldukça fazla beğenilen bir model. Chevrolet’nin en küçük üyesi ise testimize konuk olan Spark. Chevrolet Spark aslında üç jenerasyondur ülkemizde satılıyor.Fakat ilk jenerasyon Daewoo Matiz ismi ile satıldı. İlk iki jenerasyonun başarısız olarak nitelendirilebilecek tasarımı nedeniyle pek sevilmedi. Güncel versiyonun konseptini 2007 New York Otomobil Fuarı’nda tanıtan firma aracın tasarımı için gelen olumlu tepkileri değerlendirdi ve seri üretim versiyonda çok fazla değişiklik yapılmadı.
Tasarım
Chevrolet, yeni nesil Spark’ın tasarımı için 3 farklı konsept üretmişti. Sergilediği bu konseptlerin en beğenilenini üreteceğini açıklamıştı. Beat konsepti çok ufak değişikliklerle Spark olarak seri üretime geçti. Yırtıcı bir ön tasarıma sahip Spark, aracı görenlerin oldukça fazla ilgisini çekiyor. Özellikle test aracımızdaki renk ile satın alındığında çok ilgi çekici bir otomobilde yolculuk yaptığınızı hemen anlıyorsunuz. Arka stop grubunda kullanılan şeffaf kaplama ve tamponun içerisinden başarılı bir şekilde dışarı verilen egzoz yüzünden Spark modifiyeli bir araç gibi görünüyor. Tavandaki taşıma barları ve boyutuna göre bir boy büyük duran farları yüzünden Spark, olduğundan daha büyük bir araç izlenimi veriyor. Chevrolet Spark, bu segmentin en çok satan aracı Hyundai i10’dan 2,5 cm daha uzun, 0.2 cm daha geniş ve 1.8 cm daha yüksek.

İç mekan
Spark’ın şöför koltuğuna oturduğunuzda ilk dikkati çeken motosikletlerdekine benzer dijital göstergeler oluyor. Ancak motosikletlerdekinin aksine analog göstergede devir değil hız göstergesi yerini almış. Sürücü koltuğunun yükseklik ayarının olmaması yüzünden doğru sürüş pozisyonuna ulaşmak sıkıntı yaratabiliyor. Yumuşak malzeme kullanımının hiç olmadığı iç mekanda parlak kaplamalarla şıklık arttırılmış. Kolay
anlaşılabilir orta konsolda bulunan dijital göstergeli klima bu sınıfta pek alışık olmadığımız donanımlardan. Dört cam otomatiği de bu sınıftaki bir araçtan beklenenden fazlasını sunuyor.  Ses kalitesini yeterli bulduğumuz müzik sisteminin USB desteğinin mini USB ile sunulması ek kablo ihtiyacı doğuruyor.

Motor
Test aracımızda 1.2 litrelik dört silindirli motor görev yapıyordu. Sesi biraz fazla çıkan motor 6400 d/d’da 81 hp güç, 4800 d/d’da 111 Nm tork üretiyor. Spark’ı 0’dan 100 km/s hıza ulaştırmak için 12.1 saniyeye ihtiyaç duyan motor 5 ileri şanzıman aracılığıyla gücünü ön tekerlere iletiyor. 164 km/s maksimum hıza ulaşan Spark’ın 100 km/s’den sonra ivmelenmesi oldukça azalıyor. Testimiz süresince 7 lt/100 km ortalama yakıt tüketen aracın yol bilgisayarında ortalama tüketim bilgisinin olmadığını da söyleyelim.

Konfor ve Yol tutuş
A segmenti araçlar her geçen gün daha konforlu bir hale gelmeye başladılar. Özellikle şehir içi kullanım ağırlıklı olarak tasarlanan bu segment araçlar kısa mesafelerde çok sıkıntı yaratmıyorlar. Spark’ın yumuşak koltukları iyi fakat yan destekleri yetersiz. Orta sertlikte süspansiyonlara sahip aracın yol tutuşu ise sınıfının beklentilerini karşılayacak düzeyde. 4 kişi için yeterli iç hacim sunan Spark’ın bagaj hacmi 170 litre.
Güvenlik
Chevrolet Spark, EuroNcap çarpışma testinde 5 üzerinden 4 yıldız alarak ayrıldı. Spark’ın bütün versiyonlarında sürücü, yolcu, yan ve perde hava yastıkları standart olarak sunuluyor.


Yorum - Selim Erkek
Şehir içinde sağa sola gidebileceğiniz, sıkışık trafikte kıvrak manevralar yapabileceğiniz ve diğer araçların sığmadığı alanlara park edebileceğiniz bir araç arıyorsanız hiç düşünmeden A segmentine yönelmelisiniz. Spark A segmentinin en şık modellerinden birisi fakat 14 inçlik jantlarının aracın tasarımının yanında küçük kaldığını düşünüyorum.  Uygun fiyatı ve yüksek donanımı ile dikkat çeken aracın bana göre en büyük eksisi otomatik vites opsiyonu sunmaması. Otomatik vites ile özellikle bayan kullanıcıların Spark’a olan talebi artabilirdi. Spark’ın 1.2 litrelik motoru araç yüklü ve klima açıkken bazı yokuşlarda birinci vitese kadar inmeyi gerektiriyor. Hafif direksiyonunun kötü yanı ise araç hızlandıkça yeteri kadar sertleşmemesi. Ani yapılan manevralarda arkasını kolay bırakan aracın sınırları iyi bilinmeli. Mümkünse tüm versiyonlarda opsiyonel olarak sunulan ESP tercih edilmeli.

Alfa Romeo 159 1.8 TBi Distinctive Plus: 'Ruh Ve Güç Onda!'


İtalyan otomobil üreticisi Alfa Romeo’nun orta segmentteki yakışıklı temsilcisi 159 yeni motoru TBI ile artık daha güçlü. Alfa Romeo 156’nın yerine gelen model iddialı tasarımının yanı sıra güçlü dizel ve benzinli motorlarıyla da müşterilerin ilgisini çekiyor.
Tasarım
Firmanın 2005 yılında tanıttığı 159 üzerinden geçen yıllara rağmen hala en şık sedanlar arasında yer alıyor. Giorgetto Giugiaro tarafından tasarlanmış aracın birçok yerinde yuvarlak tasarımlar tercih edilmiş. Agresif görünen ön kısım 159’u görenlerin tekrar dönüp baktığı bir otomobil haline getiriyor. Aracın ön kısmındaki ters üçgen formlu panjura doğru uzanan kaput çizgisi ve kaslı çamurluk yapısı 159’un güçlü görünen çizgileri… Omuz çizgisinden arka stoplara kadar uzanan çizgi arka stop grubunun düz yapısıyla bütünleşiyor. Stop grubu ön farlarla benzer bir yapıda ve çok şık görünüyor. Yüksek bagaj kapağı ve çift egzoz çıkışı aracın arka kısmına hırçın bir görünüm kazandırmış.

İç mekan
Test aracımızdaki kırmızı renkli deri döşeme ile bizi karşılayan 159, sürücü koltuğunda tam bir spor araç gibi hissettiriyor. Sürücüye yönelik gösterge grubunun haricinde orta konsoldaki yağ, hararet ve turbo basıncını gösteren göstergeler çok sportif. Sürücüyü saran bu tasarım diğer koltuklardan bakıldığında ise o kadar
etkileyici değil. 3 kollu direksiyonun üzerinde ses kontrol butonları bulunurken, hız sabitleyici direksiyonun sol alt tarafındaki ayrı bir kumanda elemanıyla kontrol ediliyor. Kısa yapılı vites topuzunun arka kısmından ESP sistemini devre dışı bırakan düğme, dörtlü flaşör düğmesi ve merkezi kilit düğmesi bulunuyor. Kullanımı kolay ses sistemi verdiği kaliteli ses ile beğenimizi kazandı. Ses sisteminin altında yer alan dijital klima ön ve arka yolcular için farklı sıcaklıkta hava üfleyebiliyor. Arkada oturan yolcular için kontrol kumandaları iki koltuk arasına konumlandırılmış.

Motor
Tamamen yeni geliştirilen TBI motorun kullanıldığı test aracımız maksimum gücü 200hp’yi 5000 d/dk’da veriyor. Elektro hidrolik olarak kontrol edilen değişken supap zamanlaması kullanan 1742cc’lik motor maksimum torku 320 Nm’yi 1400 d/dk’dan itibaren veriyor. Güçlü motor her viteste otomobile gereken ataklığı sağlarken 159’u 0’dan 100 km/s hıza ulaştırmak için ise 7,7 saniyeye ihtiyaç duyuyor. 200 km/s hıza kadar soluklanmadan çıkan 159 TBI maksimum ise 235 km/s hıza ulaşabiliyor. Çıkarttığı hoş homurtularla beğenimizi kazanan 159’da klima kompresöründen geldiğini düşündüğümüz hoş olmayan seslerin ise serviste halledilebileceğini düşünüyoruz. 6 ileri manuel şanzımanla yola aktarılan güç ilk iki viteste aracın patinaja düşmesine neden oluyor ancak 3. vitesten itibaren 159 oldukça güçlü bir otomobil olduğunu sürücüsüne çok iyi hissettiriyor.

Konfor ve yol tutuş
Alfa Romeo 159’de kullanılan orta sertlikteki süspansiyon sistemi bu sınıftaki araçların birçoğundan daha sert. Yan destekleri çok iyi olan deri koltukların konforu çok iyi olsa da yoldan gelen darbeleri çok iyi sönümleyemeyen amortisörler nedeniyle başarılı bir konfor olgusundan bahsetmek mümkün değil. Zaten Alfa’da 159’u bunun için üretmiyor. 159’un tasarımındaki sportif detaylar sürüşüne de yansımış şekilde. Sert ve direkt tepkili direksiyonuyla sürücüsünün isteklerini çok net şekilde yola aktaran 159, ESP destekli yol tutuş performansıyla da göz dolduruyor. Dozlanması başarılı frenlerin 159’u durdurma konusunda ise çok başarılı olduğunu söyleyemeyiz. TBI motoruyla ok gibi fırlayan Alfa’nın daha iyi bir fren performansı vermesini bekliyorduk.

Güvenlik
Alfa Romeo 159, 2006 yılında girdiği EuroNcap çarpışma testinden 5 yıldız ile ayrıldı. 159’da ön, yan ve yolcu hava yastıkları standart olarak sunulurken, diz hava yastığı opsiyonel olarak satın alınabiliyor.

Yorum-Selim ERKEK

Alfa Romeo tasarım manasında gerçekten çok başarılı otomobiller üretiyor. Son dönemlerini yaşamasına rağmen 159, bana hala birçok otomobilden çekici geliyor. Yeni geliştirilen motorun çok erken verdiği yüksek torku nedeniyle çok fazla patinaja düşen 159’da ıslak zeminlerde dikkatli hızlanmak gerekiyor. Viraj çıkışlarında gaza yüklendiğinizde patinaja düşen ön tekerler nedeniyle önden kayma yapan 159’un viraj limitlerinin oldukça yüksek olduğunu da belirtmekte fayda var. TBI motorun tek hoşuma gitmeyen noktası ise devir kesiciye erken girmesi diyebilirim.  6000 d/dk civarı devir kesiciye giren TBI motor, 1000 devir daha fazla çevirebilse çok daha eğlenceli olacakmış. Bir de vites kolunun yapısı hızlı kullanımlarda problem çıkartabiliyor.
Teknik Özellikler
Motor:1.8 TBI
Motor Hacmi:1742 cc
Silindir Adedi:4
Maksimum Güç:200 hp5000 d/d
Maksimum Tork: 320 Nm 1400 d/d
Performans
0-100 km/s Hızlanma 7,7 s
Maksimum Hız: 235 km/s
Frenler
Ön:Hava kanallı Disk
Arka:Disk
Yakıt TürüBenzin
Yakıt Tüketimi
Şehir İçi:11,8 lt
Şehir Dışı:6 lt
Karma:8,1 lt
Test:10,2 lt
Boyutlar
Uzunluk:4660 mm
Genişlik:1828 mm
Yükseklik:1422 mm
Dingil Mesafesi:2700 mm
Bagaj Hacmi:405 lt
Yakıt Depo Kapasitesi:70 lt
Boş Ağırlık:1205 kg
Lastik Boyutu:225/50 R17

Peugeot 407 GT LINE 2.0 HDi 163 bg Otomatik: 'Yaşlanmak bilmiyor!'


Peugeot’nun yaşlı aslanı 407, son günlerinin yaşarken yapılan makyajın etkisiyle ayakta kalmaya çalışıyor. 2004 yılında tanıtılan araç o yıllarda çok büyük bir kesim tarafından beğenilerek iyi satış rakamları yakalamıştı. 407, radikal tasarımı ve coupe araçları anımsatan alçak tavan yapısı sayesinde D segmentinde sağlam bir yer edindi. Yerini bırakacağı 408 gün sayarken, belki de 407 serisinden test ettiğimiz son araç olan 407 2.0 HDi GT konforuyla bizi yine etkiledi.
Tasarım
Peugeot 407’nin en çok göze çarpan tasarım öğesi, ön kısımda yer alan büyük hava girişi oluyor. Bu devasa ağzın üzerindeki büyük Peugeot amblemi ve çekik farları 407’nin yüzünü şekillendiriyor. Alçak tavan yapısı ve yüksek bagaj kapağı sayesinde 407 bu sınıftaki pek çok araçtan daha sportif duruyor. Krom detaylarla süslenen 407 hala birçok kişinin başını çevirip baktığı bir otomobil.

İç mekan
Peugeot 407 geniş ve ferah iç mekanı ile konforlu yolculuklar vaat eden bir otomobil. Test aracımızda bulunan deri koltuklar ve sunroof aracın içini zengin gösteren donanımlar ve mümkünse tercih edilmeliler. Karışık görünen orta konsolda bulunan kontrol butonlarının kullanımı aslında son derece kolay. Sadece biraz alışkanlık gerekiyor. 3 kollu direksiyon simidi ve zemini beyaz gösterge grubu 407’nin iç mekanındaki sportif öğeler. Direksiyonun sol alt tarafında hız sınırlayıcı ve sabitleyicinin kontrol kolu, sağ alt tarafında ise müzik sistemi kontrol kolu bulunuyor. Ancak müzik sistemi kontrol kolunun kullanımının ciddi manada tecrübe gerektirdiğini belirtmeliyiz. Deri koltukların konforu iyi olsa da işçiliği ve yan destekleri daha iyi olabilirdi. Arka koltuklarda cömert bir diz mesafesi sunan 407’nin bagaj hacmi sınıf ortalamalarında bir değer olan 489 litre.

Motor
Test aracımızda HDi motor ailesinin 2 litrelik versiyonu bulunuyordu. 4000 d/dk’da 163hp güç üreten ünite, maksimum  torku 320 Nm’yi ise 2000 d/dk’da vermeye başlıyor. Overboost özelliği sayesinde gereken durumlarda anlık olarak 340 Nm tork üretebilen HDi motor 407’yi asla yarı yolda bırakmıyor. Peugeot’nun 6 ileri klasik otomatik şanzımanını kullanan 407 GT, 0-100 km/s hızlanmasını 9,6 saniyede gerçekleştirirken maksimum 210 km/s hıza ulaşabiliyor. 1.6 HDi kadar ekonomik olmayı başaramayan ünite testimiz süresince 9,4 lt/100 km ortalama yakıt tüketti. Sessiz yapısıyla beğenimizi kazanan motor kullanım zevki açısından da çok başarılı.

Konfor ve yol tutuş
Peugeot’nun ürün gamında şu anda satılan modellerin içerisinde konfor ve yol tutuşu en iyi harmanlayan araç 407. Yumuşak süspansiyon yapısı sayesinde yoldan gelen darbeleri oldukça iyi bir şekilde emen araç, virajlarda ise tatminkar şekilde çizgisini koruyabiliyor. 407’nin ön kısmında kullanılan Double Wishbone tipi süspansiyon sistemi sayesinde yol tutuşu arttırılmış. Yüksek hızlarda bile stabil olan 407, bu versiyondaki GT ekini hak eden bir otomobil. Özellikle uzun yolculuklarda konfor ve performans anlamında bekleneni veriyor. 407’yi avantajlı kılan en önemli unsur ise standart olarak sunduğu donanımların fazlalığı. Test aracımızda bulunan donanımların birçoğu en düşük versiyonda bile standart. Orta konsolu renklendiren geniş bilgi ekranı ise test aracımızda haritası olmadığı için navigasyon olarak kullanılamıyordu. Navigasyonu kullanamadıktan sonra bu kadar büyük bir ekrana da çok fazla ihtiyaç duyulmayacağını düşünüyoruz.

Güvenlik
Peugeot 407, 2004 yılında makyajsız versiyonu ile girdiği EuroNcap çarpışma testinden 5 yıldız ile ayrıldı. Şu anda satılan tüm 407 versiyonlarında, sürücü ve yolcu hava yastıkları, yan ve perde hava yastıkları ve diz hava yastığı standart olarak sunuluyor.


Yorum-Selim ERKEK
Peugeot 407 eskimeyen yüzüyle hala çok şık görünen bir otomobil. Test için aldığımız 407 GT yüksek donanım seviyesi ve güçlü motoruyla beğenimizi kazandı. Sessiz iç mekanı ve konforlu koltuklarıyla tam bir uzun yol arabası olan 407, rahat kullanımı ve iyi yol tutuşuyla yolcuları olduğu kadar sürücüsünü de mutlu ediyor. Makyajsız versiyonda kullanıcıların şikâyet ettiği elektrik aksamı problemlerinin makyajla beraber ortadan kaldırılması için çalışıldı. Şu anda satışta olan D segmenti araçların içerisinde en yaşlısı olan 407 hala tercih edilebilecek bir araç. Otomatik vites seçeneğinin sadece 2.0 HDi motor ile sunulması ise ülkemiz için önemli bir dezavantaj. En azında Peugeot’nun başka modellerinde kullandığı 1.6 HDi + Auto6R şanzıman ikilisi kullanılsaydı çok daha başarılı satış rakamlarına ulaşılabilirdi.
Teknik veriler 
Motor:
1997 cc, sıralı 4 silindirli
Yakıt tüketimi
Maksimum güç:
163HP-4000 d/d
Şehiriçi:     9 lt
Maksimum tork:
320 Nm-2000 d/d
Şehirdışı:
 5.7 lt
Maksimum hız:
210    km/s
Ortalama:
 6.8 lt

0-100 km/s hızlanma:
9.6  sn
 CO2 emisyonu (g/km) 179
Boyutlar (u/g/y):4691/1811/1452mm
Ağırlık:1561kgFiyatlar ( 09.07.2010 )
Aktarma:
Önden Çekişli
Peugeot 407 GT LINE 2.0 HDi 163 bg Otomatik75.850  TL
Şanzıman:6 İleri Otomatik (Tiptronik) Vites  
Lastikler:215/55 R 17  
Frenler (ön/arka):Hava Kanallı Disk /DiskRenkler
Depo hacmi:
66 litre
Atom Gri,Aytozu Gri,İnci Siyahı

Citroen C3 1.6 HDi Exclusive: 'Yıldızlar altında…!'


2002 yılında hayatımıza giren Citroen C3 ikinci jenerasyonunda büyük bir değişime uğradı. İlk C3’ün yuvarlak hatlarının her kesime hitap edemediğini gören Citroen kurmayları, yeni C3 için daha kolay kabul edilebilir bir tasarım tercih etmişler. Atasından ufak izler taşımasına rağmen C3 artık daha modern ve daha kolay alışılacak bir tasarıma sahip. Özellikle dizel motorlarıyla iyi satış rakamları yakalayan C3, HDi teknolojisinin güvenilirliğini ve yeni jenerasyonun getirdiği yenilikleri kullanarak çok daha başarılı satış rakamlarına ulaşacaktır diye düşünüyoruz.
Tasarım
Selefine oranla çok daha çekici hale gelen C3, Citroen’in eski tasarımlarından çok uzak bir görüntü sergiliyor. C5 ile başlayan tasarım atağı, küçük sınıfta kendini C3 ile gösterdi. Pek çok kullanıcı eski C3’e pek sıcak bakmazken, yeni C3 herkese sıcak gelen bir tasarıma sahip. L şeklindeki farları ve geniş havalandırma ızgarası ile oldukça hoş görünen ön kısma Visiodrive ön camın estetik olarak etkisi büyük. Sürücünün üstüne kadar uzanan ön cam daha önce de Opel Astra GTC ve C4 Picasso’da da kullanılmıştı. Yandan bakıldığında eski C3 çizgilerini anımsatan araç arka kısımda ise ters L formundaki çift parçalı stopları ve bagaj kapağının alt kısmındaki kromajlı şerit ile dikkat çekiyor.

İç mekan
Citroen C3’ün tanıtımında ısrarla ‘Visiodrive’ kelimesini vurguluyordu. Sunrooflu ya da cam tavanlı araç kullanmaktan çok daha farklı bir zevk sunan Zenith ön cam, C3’ü diğer B segmenti araçlardan ayıran en önemli özellik. Tabi bu zevk için bir miktar para ödeyerek üst donanım seçeneğini almanız gerektiğini hatırlatalım. Açık renk döşemeler ve devasa ön cam sayesinde oldukça ferah bir iç mekan sunan aracın arka koltuklarında sunduğu diz mesafesi sınıf ortalamalarından daha ileriye gidemiyor. Test aracımızdaki piyano siyahı ön göğüs C3’ün iç mekanının, çok daha elit araçların iç mekanına benzemesini sağlamış. Ayrıca gece yolculuklarında cam tavanın ortasına konumlandırılmış beyaz led ışıkların yarattığı atmosfer kesinlikle çok iyi. Alt kısmı düzleştirilmiş direksiyon simidi rahat bir kullanım sağlarken aynı zamanda sportif bir görünüm de sağlıyor. Rahat okunan gösterge paneli ise eski C3’de kullanılan dijital göstergelere oranla daha başarılı. Orta konsolda kullanılan turuncu aydınlatmalı ekrandan ses sistemi ve yol bilgisayarı ile alakalı bilgileri görebiliyorsunuz. Ayrıca bahsettiğimiz yol bilgisayarı ekranı, ses sistemi ve birkaç parça daha Peugeot modelleriyle birebir aynı. Peugeot-Citroen ortaklığından kaynaklı bu durum üretim maliyetleri açısından düşünüldüğünde iyi olsa da, kullanıcı açısından bakıldığında çok da hoş bir görüntü oluşturmuyor. El freninin hemen yanından USB ve AUX girişi bulunan müzik sisteminin ses kalitesi kötü değil.  305 litreden 300 litreye düşen bagaj hacmi bu sınıf için normal bir değer. 60/40 oranında katlanabilen koltuklar tamamen yatırıldığında ise bagaj hacmi 1000 litreye ulaşıyor.

Motor
Test aracımızda PSA grubunun kendini kanıtlamış motoru HDi vardı. Citroen C3’de dizel motor seçeneği olarak 1.4 HDi ve 1.6 HDi olmak üzere iki farklı ünite seçilebiliyor. Kullandığımız araçta görev yapan 1.6 HDi motor 4000 d/dk’da 90hp güç ve 2000 d/dk’dan itibaren 215 Nm tork üretebiliyor. Alt devirlerinde cansız olmayan HDi motor bir kez daha beğenimizi kazandı. 1080 kg ağırlığındaki C3’ü 11 saniyede 100 km/s hıza ulaştıran ünite maksimum 180 km/s hıza çıkmasını sağlıyor. Performansının yanı sıra tüketim miktarıyla da beğenimizi kazanan C3 testimiz süresince 5 lt/100km ortalama yakıt tüketimine imza attı. Bu değeri bir litre daha aşağı çekmek ise hiç zor değil.

Konfor ve yol tutuş

Citroen C3, B sınıfı araç almayı planlayanların ortalama olarak beklediği yol tutuş ve konforu sunuyor. Rahat koltukları ve sessiz iç mekanıyla beğenimizi kazanan aracın içerisine hız arttıkça rüzgar sesi gelmeye başlıyor. Soğukken sesli çalışan motor ise ısındığı zaman sessiz bir karaktere bürünüyor ve sesi içeriye çok az geliyor. Yüksek tavanı nedeniyle gövdesi yana yatmaya müsait olan C3, sürücüsüne sınırlarını bildirmeyi iyi biliyor. Yumuşak yapılı süspansiyonları C3’ün çok kıvrak bir araç olmasını engelliyor fakat konfor anlamında üzerine düşeni yeterince iyi yapıyor.

Yorum - Selim ERKEK

Citroen’in değişen yüzüne ayak uyduran C3 selefinin tasarım anlamındaki kötü izlerini silecek gibi görünüyor. B sınıfı hedef kitlesinin önemli bir bölümünün genç kullanıcılar olduğu düşünüldüğünde tasarım çok büyük önem kazanıyor. Eskiden rakiplerine karşı oldukça zayıf kalan C3 artık onlar için dişli bir rakip. Özellikle bayan kullanıcıların çok talep edeceği bir model olacağını düşünüyorum. Zenith ön cam sayesinde çok ferah bir yaşam alanı sunan C3 keşke bir miktar daha diz mesafesi sunabilseydi. Yol tutuş konusunda tüm bu tarz yüksek tavanlı araçlarda olduğu gibi pek güven vermeyen C3 ile virajlara hızlı girmemek gerekiyor. Elektrikli katlanır aynalar, far ve yağmur sensörleri, hız sınırlayıcı-sabitleyici, bluetooth ve araç içi parfüm sistemi gibi donanımları sunan C3’de, en önemli güvenlik donanımlarından ESP’yi opsiyonel olarak bile sunmayan Citroen’i tebrik etmek gerekiyor!
Teknik veriler 
Motor:
1560 cc, sıralı 4 silindirli
Yakıt tüketimi
Maksimum güç:
90HP-4000 d/d
Şehiriçi:     5.3 lt
Maksimum tork:
215 Nm-2000 d/d
Şehirdışı:
 3.7 lt
Maksimum hız:
180    km/s
Ortalama:
 4.2 lt

0-100 km/s hızlanma:
11.0  sn
 CO2 emisyonu (g/km) 110
Boyutlar (u/g/y):3941/1728/1524mm
Ağırlık:1080kgFiyatlar ( 12.07.2010 )
Aktarma:
Önden Çekişli
Citroen C3 1.6 HDi Exclusive37.100   TL
Şanzıman:5 İleri Manuel  
Lastikler:185/65 R 15  
Frenler (ön/arka):Hava Kanallı Disk /KampanaOpsiyonel
Depo hacmi:
48 litre
 Alüminyum alaşımlı jantlar, Metalik boya

Volvo C30 'Sportif Volvo'

İlk olarak 2006 yılında tanıtılan C30, üzerinden geçen yılların izini bu yıl geçirdiği makyaj ile sildi. Markanın yeni görünümüne kavuşan C30, Volvo’nun sportifleşmeye başlayan yüzünü temsil ediyor. Markanın klasik çizgilerini tamamen silip atan Volvo tasarımcıları, C30 ile Volvo tarihinin en beğenilen araçlarından birini yapmayı başarmışlar. Volvo P1 platformunu kullanan araç Ford Focus, Mazda 3 gibi yol tutuş konusunda iddialı araçlarla platform kardeşi.

Tasarım
Makyaj operasyonu birçok markada sis farının şeklini değiştirip, stop grubunun renginin değişimiyle sınırlı kalırken C30 çok daha fazlasına maruz kaldı. Tamamen yenilenen ön yüzü C30’u artık daha dinamik gösteriyor. Test aracımızda bulunan R-Design body kiti ile etkileyici görünen C30’un tasarım manasındaki en büyük kozu ise arka tasarımı. Oldukça radikal görünen arka kısım, tamamen cam bagaj kapağı ve dışarıya çıkık yan hizalardan tavana kadar uzanan stop grubu sayesinde otomobil en çok ilgi çeken kısmı haline geliyor.C30 gri renkli yan aynaları ve 17 inçlik jantlarıyla sportifliğini pekiştiriyor. Volvo C30, en büyük rakibi VW Scirocco’dan daha büyük görünmesine rağmen sadece 1 cm daha uzun. Scirocco ise daha geniş yapısı ve daha alçak tavanıyla dikkat çekiyor.
 
İç mekan

Volvo S40/V50/C70 ile neredeyse aynı iç mekana sahip C30 için sade fakat kullanışlı bir konsola tasarlanmış. Üç kollu direksiyon simidi üzerinden ses sistemi ve hız sabitleyici kontrol ediliyor. Mavi tabanlı gösterge grubu farklı olsa da çok sportif görünmüyor. Alüminyum görünümlü pedallar ve vites topuzu ise bu tarz araçların olmazsa olmazlarından. Konforlu koltukların kalitesi ve görünümü iyi. Yan destekleri biraz daha yüksek tasarlansaymış fena olmazmış. Fakat 109hp’lik dizel motorlu test aracımızda çok da sırıtmıyor. Orta konsolun kullanımı oldukça basit. Bluetooth telefon desteği sunan müzik sistemi çok başarılı. Tek göze çarpan ise el freninin çekili durumda durduğu pozisyon. Daha kibar olabilirdi. 2 ayrı koltuklu olarak tasarlanmış arka kısım uzun boylu bir sürücünün arkasında çok başarılı diz mesafesi sunamasa da bu sınıftaki rakiplerine göre başarılı. C30’un bagajı ise sadece 2 kişiye yetecek şekilde tasarlanmış sanki. 233 litrelik küçük bagaj dar yükleme ağzı yüzünden daha da kullanışsız hale geliyor.

Motor
Ford-Peugeot-Citroen modellerinden tanıdığımız ve tutumluluğuyla beğenimizi kazanan 1.6 litrelik dizel motor C30’da da kullanılıyor. 4000 d/dk’da 109hp güç üreten motor maksimum torku olan 240Nm’yi ise 1750 d/dk’dan itibaren veriyor. Düşük devir aralığında üretilen tork nedeniyle birçok modeli rahatlıkla taşıyan bu ünite C30’a da yeterli performansı sağlıyor. 0-100 km/s hızlanmasını 11,3 saniyede tamamlayan test aracımız ekonomi odaklı üretilmiş bir model. Şehir dışı yakıt tüketimi 3,8 litreye kadar düşen C30 testimiz süresince 100 km’de 5,4 litre ortalama yakıt değeri tutturdu. 1400 kg’a yakın ağırlığı düşünülürse bu değerler hiç de kötü değil.

Yol tutuş ve konfor

Volvo’nun en spor aracında sert bir süspansiyon bekliyorsanız hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Daha çok konfora yönelik geliştirilmiş süspansiyon sistemi araç içerisinde yolculuk yapmayı keyif haline getiriyor. Çok zorladığınız zaman arka kısmını bırakan C30, ESP’nin etkili müdahaleleriyle yolunu hemen buluyor. Etkili frenleriyle beğenimizi kazanan Volvo, güvenlik sınırlarının altında durabiliyor. Arka koltukta oturanlar için biraz daha fazla konfor sunabilse bu sınıfta rakipsiz konuma gelebilirdi.

Güvenlik
Volvo C30, ilk kez girdiği EuroNcap çarpışma testinden 5 yıldız ile ayrılmıştı. EuroNcap’in çarpışma testlerine yeni standartlar getirmesiyle 2009 yılında tekrar teste giren C30, aynı başarıyı ikinci kez tekrarladı.



Yorum - Selim ERKEK
Volvo son yıllarda hedeflediği müşteri kitlesini genişletmeye başladı. C30’da bu yolda atılmış en önemli adımlardan biri. C30’un radikal arka tasarımı otomobil meraklılarına tanıdık gelebilir aslında. Volvo 480’i hatırlayanlar C30’un atasını bulmakta çok zorlanmayacaktır. Dinamik tasarımı kadar iddialı olmayan yol tutuşu kompakt hatchbacklerin sınırlarını geçemiyor. Test aracımızda bulunan 1.6 litrelik dizel motoru Volvo S80 gibi ağır bir otomobilde bile beğenmiştim. Ancak C30 gibi sportif tasarımlı bir araçta pek de hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. C30 gibi bir otomobilde insan ister istemez bir miktar performans beklentisi içine giriyor. Tasarım ve ekonominin bu muhteşem birleşimi, ayağınızı gaz pedalına uzattığınızda sizi hayal kırıklığına uğratıyor. Aşırı beslemeli benzinli bir motor C30’a hak ettiği performansı verecektir. Performans beklentim yok; ekonomi, sağlamlık ve imaj istiyorum diyorsanız dizel C30 tam size göre.

Teknik veriler
Motor:
1560 cc, sıralı 4 silindirli
Yakıt tüketimi
Maksimum güç:
109HP-4000 d/d
Şehiriçi:     5.7 lt
Maksimum tork:
137 Nm-1750 d/d
Şehirdışı:
 3.8 lt
Maksimum hız:
185    km/s
Ortalama:

 4.5 lt

0-100 km/s hızlanma:
11.8  sn
 CO2 emisyonu (g/km) 119
Boyutlar (u/g/y):4266/1871/1447mm
Ağırlık:1373kgFiyatlar ( 02.07.2010 )
Aktarma:
Önden Çekişli
Volvo C3056.116 TL
Şanzıman:5 İleri Manuel
Lastikler:195/65 R 15
Frenler (ön/arka):Hava Kanallı Disk /DiskYakıt Türü
Depo hacmi:
52 litre
Dizel
Bagaj 233  lt