Türkiye otomobil pazarında iyi satış rakamları yakalamak isteyen
her firmanın tek bir hayali vardır. Motor hacmi 1.6 litreden düşük
olacak ki vergi mağduru olmasın, dizel olmalı yoksa ekonomik bir
otomobil isteyenler yüzüne bakmaz ve otomatik olmalı çünkü büyük
şehirlerimizde trafik insanı çıldırtacak durumda. Bu kombinasyonu
oluşturabilen bazı markalar oldu ama Premium segmentte bu üçlüden kimse
bahsetmedi. Premium marka bir otomobile binen kişinin yakıt ekonomisi
yapmak gibi bir amacı olmadığı düşünülüyordu fakat işler artık değişti.
İnsanlar bu tip markalardan otomobil alırken bile yakıt durumunu göz
önünde bulunduruyorlar ve fazladan vergi vermek istemiyorlar.
Analytics
Bu Blogda Ara
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Opel Astra Sport Tourer 1.3 CDTI EcoFlex Cosmo: Gönüllere hitap ediyor
Stationwagon
gövde yapısına sahip araçlar ülkemizde pek ilgi görmese de, yeni
modellerin çekici tasarımları ve fonksiyonellikleri bu ön yargıyı yavaş
yavaş kırıyor. Türkiye’nin en çok satan hatchback otomobillerinden biri
olan Opel Astra’nın, daha büyük ailelere hitap eden versiyonu Sport
Tourer’ın dünya lansmanı Türkiye’de yapıldı. Türk halkının Astra
sevgisinden yararlanarak kendisini sattırmaya çalışacak model, Renault
Megane ST, Kia Ceed SW ve Ford Focus SW modelleriyle rekabet ediyor.
Opel Astra 1.3 litre 95 hp dizel, 1.4 litre 140 hp benzinli ve 1.6 litre
180 hp benzinli motor seçenekleri ile satılıyor.
16 Mayıs 2012 Çarşamba
Mazda CX-5 SKYACTIV: Mazda’nın geleceği!
Eğer siz de benim gibi çocukluğunuzu 90’lı yıllarda
geçirenlerdenseniz, Mazda’nın sizler için de çok özel bir yeri vardır. Mazda
323 hatchback versiyonu hayallerimizi
süslerdi hele bir de kırmızı olursa etraftakilerden bol bol ‘Ferrari gibi
araba(!)’ lafını duyabilirdiniz. Bunun tek sebebi vardı; Mazda’nın o yılların
sıradan araçlarından daha farklı teknolojiler barındırması. Elektrikli camlar
ve aynaların yanında açılıp kapanabilen ön farlar, o yıllar için çok büyük
yeniliklerdi. Bahsettiğim araç Mazda Familia ailesinin 6. Jenerasyonuna aitti,
daha sonra iki nesil daha üretilen model 2004 yılında yerini Mazda 3’e bıraktı.
Ford ile Mazda’nın ilişkileri uzun yıllara dayanıyordu ve bu sürecin son
yıllarında Mazda modellerinde Ford etkisi iyice hissedilmeye başlamıştı. Neyse
ki bu durumun sonuna gelindi ve Mazda, Ford’un elinde olan hisselerinin büyük
kısmını geri aldı. Bunun anlamı Mazda’nın bundan sonra yoluna kendi başına
devam edeceğiydi ve öyle de oldu.
11 Mayıs 2012 Cuma
Opel Ampera: Şehir dışına çıkabileceğiniz elektrikli otomobil!
Dünyanın en büyük
otomobil üreticileri elektrikli otomobiller için kolları sıvadı ve bazıları
daha hızlı davranarak seri üretime geçti. Elini çabuk tutan üreticilerden
Opel’in Ampera modelini test etme imkanı buldum.
Selim Erkek
Elektrikli otomobil konusu yıllardır konuşulur ama artık
hayatımıza girmeye başladılar. Televizyonlarda reklamları dönüyor ve insanlar
bu yeni teknolojinin ekonomisini konuşmaya başladılar. Hatta pek çok kurumsal
firma araçlarını bu tip modellerle değiştirerek karlılıklarını arttırmayı
planlıyorlar.
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Renault Megane RS Trophy: Saygıyı hak ediyor!
Renault Megane RS Trophy dediğimizde aklınızda ne canlanıyor
bilmiyoruz ama düşündüğünüzden çok daha fazlası olduğuna kefil olabiliriz.
Renault’nun Formula 1 tecrübesini kullanan Renault Sport ekibi tarafından
geliştirilen Megane RS Trophy, inanılmaz sürüş dinamikleri ile kendisine hayran
bırakıyor. Güçlü motorundan çok rijit şasisi ile dikkat çeken model, dünyanın
en zorlu pistlerinden biri olan Nürburgring’i 8:07:97 tur zamanı ile dönerek
önden çekişli araçlar için tur rekorunu kırdı. Megane RS’in kendisinden çok
daha güçlü Audi RS4, BMW M6 ve Mercedes Benz C63 AMG gibi modellerden daha
hızlı tur atması, ne kadar özel bir araç olduğunu açıklıyor.
Tasarım
Megane RS Trophy, test aracımız gibi sarı renkli olarak
tercih edildiğinde hemen fark edilen bir yapıya sahip oluyor. Kendisinden çok
daha pahallı otomobillerden daha çok ilgi çektiğine emin olabilirsiniz.
Standart bir Megane Coupe’den farklı olarak daha geniş dodiklere, farklı
tasarımlı arka ve ön tamponlara ve ortaya konumlandırılmış bir egzoza sahip
olan aracın dikkatli gözler için başka farklılıkları da var. Ön tamponundaki
parlak siyah bölgede ve kapılarında
‘Trophy’ yazısı bulunan modelin arka spoiler tasarımı da Coupe versiyondan
farklı. Araçta en güzel görünen kısım ise hiç şüphesiz jantları. RS Trophy’nin
kırmızı şeritli siyah jantların içerisindeki Brembo frenler aracın gücünün dışa
vurumu. 4299 mm uzunluğundaki bu viraj avcısı 344 litrelik bagaj hacmi ile
günlük hayata da uyum sağlayabiliyor.
İç mekan
Megane RS Trophy’nin iç mekanında ilk dikkat çeken
vücudunuzu sıkıca tutan Recaro koltuklar oluyor. Sert yan destekleri sayesinde
hiçbir virajda sizi üzerinden kaydırmayan koltuklar sportiflik hissini üst
limitlere çıkarıyor. Alüminyum pedallar, sarı zeminli devir göstergesi ve sarı
dikişli direksiyonu ile normal kardeşlerinden ayrılan modelde biraz daha farklı
bir hava yaratılmış. Bu tarz bir otomobilden ne istenilmesi gerektiğini bilen
kullanıcılar Megane RS’in orta kalite malzemelerine, küçük radyo düğmelerine ve
büyük vites topuzuna takılmayacaktır. En hızlı Renault modelinin orta
konsolundaki bilgi ekranı ses sistemi ve saat ekranı olmaktan daha fazla işleve
sahip. Bu ekrandan 0-100 km/s, 0-400 m, turbo basıncı, yağ sıcaklığı ve anlık
tork gibi bilgileri izleyebiliyorsunuz.
Megane RS Trophy, bol sayıdaki eşya gözü ile yer sıkıntısı
yaratmıyor. Aracın ses sistemi daha iyi olabilirdi ancak RS Trophy’nin motor
sesi bu eksikliğini rahatlıkla kapatabiliyor.
Motor
Renault Sport mühendisleri tarafından geliştirilmiş F4R874
kodlu 2.0 litrelik turbo motorun hayat verdiği Megane RS Trophy, normal bir
Megane RS’ten 15 hp daha güçlü ve 20 Nm daha fazla tork üretebiliyor. ESP Sport
modunda ve kapalı konumdayken 5500 d/d’de 265 hp güç üreten motor, 3000 d/d’den
itibaren de 360 Nm’lik torkunu ön lastiklerine iletiyor. Büyük bir güven
duygusuyla devirlenen motorun performansı baş döndürücü. 6 kademeli
şanzımanıyla büyük bir uyum içerisinde çalışan motor yüksek devirlerde
kendisini bularak hoş sesler çıkartıyor. 0-100 km/s hızlanmasını 6.0 saniyede
tamamlayan RS ile 400 metreyi 14 saniyede, 1000 metreyi ise 25.4 saniyede
geçebilirsiniz. Aracın 254 km/s’lik maksimum sürati pek çok rakibinden iyi.
Megane RS Trophy’i karakterine uygun olarak kullandığınız
zaman tüketim değerleri 15 lt/100 km’nin altına düşmüyor. Şehir dışına çıkıp
sakin sakin kullandığınızda ise 8 lt/100 km’nin altına düşebilirsiniz. Bizim
test parkurumuzda ise Megane RS Trophy 11,7 lt/100 km yakıt tüketti. Araç
normal sürüş modunda gücünü 250 hp’ye indirerek ekonomi yapmanıza(!) yardım
ediyor.
Konfor ve yol tutuş
Bu disiplinde Megane RS Trophy’nin daha çok yol tutuşundan
bahsetmek doğru olacaktır. Bağımsız ön süspansiyon yapısı özel olarak elden
geçirilen Megane RS Trophy yola en iyi tutunan önden çekişli otomobil. Hem
kalkış anlarında hem de viraj çıkışlarında yola yapışan ön lastikler gücü
problemsiz olarak yere aktarabiliyor. Limtili kaydırmalı diferansiyeli
sayesinde virajları çok daha hızlı bir şekilde dönebilen RS’in arkasının
hafifçe kayması keyif verici ve korkutucu olmaktan uzak. Sert yapılı
süspansiyon sistemi ani manevralarda RS gövdesinin salınıma girmesini
engelliyor ve güven veren bir yapıda. Sürüş zevkini arttıran en önemli etken
çok hassas direksiyon ve gaz tepkileri oluyor. RS Trophy’nin ayarlanabilir gaz
pedalı tepkileri en ufak hareketinizi algılayarak motora hızlanma emri
gönderiyor. Brembo frenleri sayesinde yavaşlayan RS, ardı ardına yapılan panik
frenlerde bile performansından ödün vermeden rahatlıkla durabiliyor.
Böylesine sürüş özelliklerine sahip bir aracın konforunu
tahmin edebilirsiniz belki de. Kaslı Megane, sert yapısıyla kendisi kadar
formda sürücüleri hak ediyor. Performanslı kullanımdan sonra yorulacaksınız ama
aldığınız zevkin yanında yorgunluğun lafını bile etmeyeceksiniz.
Güvenlik
Renault Megane üçüncü jenerasyonu ile girdiği EuroNcap
çarpışma testinden 5 yıldız alarak ayrıldı. Coupe veya RS’in teste ayrı bir
katılımı bulunmuyor.
Yorum-Selim Erkek
Bazı otomobilleri kullandıktan sonra tadı damağımda kalıyor,
Megane RS Trophy de bunlardan biri. Hiçbir otomobil severin Megane RS Trophy
kullandıktan sonra onu unutabileceğini sanmıyorum. Asfalta tırmalayarak tutunan
RS Trophy, şimdiye kadar kullandığım en keyifli önden çekişli araçtı. Gücünü
yere aktarması ve viraj performansı ders niteliğinde gösterilebilecek kadar
iyi. Başka hiçbir Renault’da göremeyeceğiniz kadar direkt çalışan direksiyonu
ve limitli kaydırmalı diferansiyeli ile bu araçla döndüğünüz her viraj eğlence
haline gelebilir. Bol virajlı yollarda sizden çok daha güçlü araçlardan daha
hızlı viraj dönüp onları dikiz aynanızdan izlemek keyif verici.
Yorumlarımda her aracı sert bir şekilde eleştirmeye
çalışıyorum ama Megane RS için bunu yapamayacağım. Bu aracın konforsuzluğu veya
yakıt tüketiminin yüksekliği sorun olarak görülemez. Eğer sizin gözünüze
takılan bir problem varsa, aracın yol tutuşunu anladıktan sonra görmezden geleceğinize
emin olabilirsiniz. Bu Renaultkesinlikle saygıyı hak ediyor.

29 Nisan 2012 Pazar
DACIA LODGY: ULAŞILABİLİR FİYATA KOMPAKT BİR MPV
·
Logan,
Sandero ve Duster’dan sonra Dacia ürün gamına yepyeni bir oyuncu; Dacia, Lodgy
ile MPV segmentine iddialı bir giriş yapıyor.
·
Dacia
Lodgy ile sıfır km bir MPV sahibi olmak çok daha kolay. Lodgy, ikinci el MPV
müşterisi ailelere yepyeni, çok yönlü ve uygun fiyatlı bir araca geçiş yapma
imkanı sunuyor.
·
Lodgy
5 ve 7 kişilik iki versiyon ile pazara sunuluyor. Sıradışı cömert boyutlar ve
modülerlik sunan Lodgy, geniş bagaj hacmi ile sınıfının en iyileri arasında yer
alıyor. Dacia’nın yepyeni MPV’si pratik ve kullanışlı bir düzene sahip ve
2,617dm3’e kadar taşıma kapasitesine sahip bir bagaj hacmi sunuyor.
·
Lodgy
ile birlikte, Dacia ürün gamında daha önce yer almayan teknolojik ekipmanlar
sunuluyor. Bu ekipmanlardan bazıları; ön panele entegre edilmiş olan dokunmatik
yedi inçlik ekrana sahip MEDIA NAV multimedya/navigasyon sistemi, hız
sınırlayıcı ve arka park sensörleri. USB ve bluetooth Dacia ürün gamında ilk
kez standart olarak yer alıyor.
·
Lodgy
güvenlik donanımları ile de fark yaratıyor. ABS ve ESP’nin standart olarak
sunulduğu bu yeni modelde 2 yan hava yastığı ve hız sınırlayıcı opsiyon olarak
sunuluyor.
·
Lodgy,
başlangıçta iki motor seçeneği ile satışa sunuluyor: 1.5 dCi 90bg beş ileri ve
1.5 dCi 110bg altı ileri vites.
·
Dizel
motorların her ikisi de Dacia’nın eco² imzası ile uyumlu olup, son derece düşük
yakıt tüketimine ve CO2 emisyonlarına sahip. 4.2
litre/100km (109g CO2/km) ve 4.4 litre/100km (116g/km)
·
Uluslararası
yönü ile paralel olarak Lodgy, kısa bir süre önce hizmete giren dünyanın ilk
sıfır karbon ve sıfır atıklı otomobil fabrikası olan Tanger tesislerinde
üretiliyor.
·
Lodgy,
Fransa’da 9.900€’dan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. Dacia’nın yeni
MPV’si Avrupa’da Mayıs ayında satışa sunuluyor. Türkiye’de ise ilk gösterim,
2012 İstanbul Autoshow’da.
Güvenli ve sağlam bir tasarım
Lodgy, çekici iç mekanı ve modern ekipmanları
ve güçlü performansıyla markanın bütün kuvvetli yönlerini sergileyecek
olan yeni nesil Dacia araçlarının müjdecisi. 4.50 metrelik uzunluğu ve 1.75
metrelik genişliği ile B-segmenti
MPV’si fiyatına sunulan bir C-segmenti MPV’si olarak göze
çarpıyor.
Tasarım ekibi, Dacia’nın iki önemli özelliği
olan kalite ve
sağlamlığı ön plana çıkarmak üzere en küçük detaylara bile
büyük önem gösterdi. Aracın kabini Dacia müşterilerinin markadan beklediği
bütün temel özellikleri bünyesinde barındırıyor. Ön panel ise daha da çekici
olan yeni, işlevsel ve daha modern bir tasarıma sahip. Kalite vurgusu ise
modern ekipman düzeyleri için statü artırıcı malzemelerin kullanılmasıyla daha
da yükseltildi. Lodgy’nin gösterge tablosunda krom detaylar ön plana çıkıyor.
Standart sunulan elektrikli ön ve arka camlara ait düğmeler de pratiklik ve
kullanım kolaylığı açısından kapılarda yer alıyor
Beş veya yedi yolcu için sıradışı bir
genişlik ve modülerlik
Lodgy beş veya yedi koltuklu olarak satışa
sunuluyor. Yedi koltuklu versiyonunda çıkarılabilir bir üçüncü koltuk sırası
bulunuyor. Bu koltukta sınıfının
en iyisi diz ve baş üstü mesafesi (144 mm / 866 mm) sayesinde
iki yetişkin rahatlıkla seyahat edebiliyor..
Lodgy, hem
aile kullanımı hem de yük taşıma kapasitesi göz önünde
bulundurularak tasarlandı. Aracın bagajı
sınıfının en iyileri arasında yer alıyor. Lodgy, beş koltuklu
şekilde 827dm3
bagaj hacmi sunuyor. Söz konusu hacim, arka koltuk sırası çıkarıldığında 2,617dm3 ‘e
çıkıyor.
Yedi koltuklu versiyonun bagaj hacmi, tüm
koltuklar takılı haldeyken 207dm3 , en
arka koltuk sırası katlandığında ise 634dm3 oluyor.
Lodgy’nin ferah iç mekanı, ekipman düzeyine bağlı olarak 20.5 ila 30 litre
arasında saklama
bölmeleri sunuyor. Pratik ve kolay erişilebilir saklama
çözümleri (toplamda 12), kapılardaki kutular ve ön panel üstündeki
boşlukla kolaylık sağlıyor.
Dacia
modellerinde ilk kez sunulan teknolojik ekipmanlar

MEDIA NAV multimedya sistemi;
Dacia, Lodgy ile ilk kez multimedya sistemi sunuyor. MEDIA NAV. Ön panele
entegre edilmiş olan MEDIA NAV sisteminde bir yedi inçlik (18 cm) dokunmatik
ekran bulunuyor. Basit ve kolay kullanımlı olan bu sistemde bir radyo,
Bluetooth®
eller
serbest bağlantısı, audio akışı, ön tarafa takılı jak ve USB bağlantısı ile
araç içi navigasyon yer alıyor.
Hız sınırlayıcı; Lodgy’de
Dacia için yeni olan bir başka özellik daha bulunuyor. Hız sınırlayıcı, söz
konusu özellik, sürücüye, aşmak istemediği bir maksimum sürati programlamasına
imkan veriyor.
Arka park sensörleri, Lodgy’de,
MPV kullanımına kusursuz bir şekilde adapte edilen arka park
sensörleri bulunuyor. Arka tamponda yer alan sensörler, sürücüye kendi
araçları ile başka herhangi bir engel arasındaki mesafeyi sesli olarak
bildiriyor. Bu işlev, geri vitese takıldığında devreye giriyor.
Daha fazla konfor
Optimum termal konfor ve kabin içerisindeki
sıcaklığın daha iyi kontrol edilmesi amacıyla Lodgy’nin güçlü fanı/ısıtıcı
ünitesi havayı her koltuk sırasına iletiyor.
Seyahat keyfine katkıda bulunan bir başka
özellik de kabin içi düşük
ses seviyesi. Renault Grubu mühendisleri Lodgy’de motor ve rüzgar gürültüsünü
en aza indirmek için çalıştı. Motor bölmesindeki yalıtım malzemesinin miktarı, diğer
Dacia modellerine göre yüzde 30 artırıldı. Rüzgar gürültüsü,
özellikle kapıları etrafındaki ekler, köpük ve contalar sayesinde daha da
azaltıldı.
Düşük yakıt tüketimi ve
performanslı motorlar
Lodgy, 90 ve 110 bg dizel 1.5 dCi motorlar
ile satışa sunuluyor. Dizel motorların her ikisi de Dacia’nın eco² imzası ile uyumlu
olup, son derece düşük yakıt tüketimine ve CO2 emisyonlarına
sahip.
1.5 dCi 90bg ve 110bg
Güvenilirliği, performansı ve çevreye saygılı
özelliği ile bilinen 1.5 dCi motor, modelin 90 bg versiyonunda 200 Nm’lik ve
110 bg versiyonundaki 240 Nm’lik tork değeri ile en düşük motor devirlerinde
bile özellikle iyi tepki veriyor. Bu iki versiyonun ortalama yakıt tüketimi segmentindeki
en düşük değerler arasında: 4.2 litre/100km (109g CO2/km)
ve 4.4 litre/100km (116g/km). 90 bg motor beş ileri vites
kutusu ile birlikte kullanılırken 110
bg altı ileri vites kutusu ile pazara sunuluyor. Söz konusu iki
versiyonun avantajlı ekolojik ayak izi her ikisinin de Dacia eco² imzası ile
uyumlu olduğunu gösteriyor.
Satın alırken de kullanırken de
ekonomik
Her Dacia modelinde olduğu gibi Lodgy’nin
bakımı da kullanım masrafları da uzun yağ değişim aralıkları, fren balatası ve
lastik değişim aralıkları sayesinde düşük. Hava filtresinin her 80.000
km’de, motorin filtresi her 60.000 km’de değiştiriliyor. Lodgy 3 yıl veya 100.000-kilometre
garanti ile satışa sunuluyor..
Üstün dayanıklılık ve güvenlik
performansı
Farklı hava koşullarında gerçekleştirilen
zorlu dayanıklılık testleri sayesinde 1.9 milyon kilometrelik mesafe herhangi
bir aksama olmadan dinamik performans ve güvenilirlik ile kat ediliyor.
Aktif güvenlik
Lodgy’de Bosch 8.1 ABS + elektronik fren gücü
dağıtımı ve acil fren yardımı bulunuyor. Frenleme performansı, çapları 259 mm’den 280 mm’ye
çıkarılan daha büyük havalandırmalı ön
diskler sayesinde daha da artırıldı. Son olarak ABS ve ESP tüm
versiyonlarda standart olarak sunuluyor.
Pasif güvenlik
Konu pasif güvenlik olunca Lodgy’de iki ön,
iki yan kafa/göğüs hava yastığı(opsiyonel), aktif gergili ön emniyet kemerleri
yer alıyor. Lodgy’de ilk
kez ikinci sıra koltuğunda üç noktalı Isofix bağlantısı
kullanılıyor.
Başarı hikayesi devam ediyor
Lodgy, Dacia’nın başarı hikâyesindeki son
halka. Dacia yelpazesini oluşturan diğer tüm modeller gibi Lodgy de sıra dışı
bir uluslararası kariyeri hedefliyor. Ürün gamının yedinci modeli, Renault
Grubu’nun Giriş/M0 serisinin pazarlandığı tüm bölgelere yayılmadan önce
Avrupa’da bu Mayıs ayında satışa sunuluyor. Türkiye’de ise 2012 İstanbul
Autoshow’da ilk gösterimi gerçekleştirilecek.
2011 yılında dünya çapında Renault veya Dacia
logosu taşıyan 990 bin yolcu aracı ve hafif ticari araç satıldı. Şubat 2012’de
Dacia, beş Avrupa ülkesindeki (Belçika, İspanya, Fransa, İtalya ve Portekiz)
tüketici koruma kuruluşlarının 30bin müşteri arasında yürüttüğü araştırmada “güvenilirlik” bakımından bir numara
olarak belirlendi.
Tanger - Fas’ta üretim
Lodgy, Fas’ta yepyeni fabrikada üretiliyor.
Aracın Dacia ve Renault logolu versiyonları için bütün Avrupa ve Akdeniz
bölgesine tedarik de buradan sağlanıyor. Tesisin yıllık üretim kapasitesi şu anda 170 bin araç
olup, yakında yılda 400 bin araca çıkacak. Tanger dünyanın ilk sıfır karbonlu ve
sıfır atıklı otomobil fabrikası olarak göze çarpıyor.
Fabrikanın CO2 emisyonları yüzde 98’lik tasarrufa denk
geliyor; bu da yılda 135 bin ton CO2 anlamına
geliyor. Bu, enerji tüketiminin optimizasyonu ve yenilenebilir enerjilerin
kullanılmasıyla mümkün oldu. Söz konusu yeni Renault-Nissan tesisine 1 milyar euroluk
yatırım yapıldı.
Dacia ve motorsporları
Dacia'nın otomobillere yaklaşımı, dostluk ve
heyecan gibi değerleri aktaran son derece popüler bir marka olmasını sağladı.
Motorsporlarına dahil olması da rekabeti farklı bir ortama taşıdı. Fransa’daki
Trophée Andros buz şampiyonası ve Aïcha des Gazelles Ralllisi bu tanıma
çok iyi uyuyor.
Ocak ayı sonunda Dacia'nın Trophée
Andros’daki üçüncü yılında marka, ilk motorsporları unvanını elde etti ve eski
F1 pilotu Alain Prost ile takım arkadaşları Evens Stievenart ve Nicolas
Prost’un kusursuz performansına şahit oldu. Alain Prost'un üçüncü Trophée
Andros ünvanı Dacia Lodgy Glace’ın buz yarışında ödül kazanan ilk MPV olmasını
sağladı.
25 Nisan 2012 Çarşamba
Hyundai i30 1.6 CRDi Elite: Hyundai devrimi
Hyundai’nin büyük gelişimini büyük bir hayranlıkla izliyoruz. Güney Koreli üreticinin en son lanse ettiği model yeni i30, gerek tasarımı gerekse teknolojileri ile segmentinde taşları yerinden oynatacak gibi duruyor. 1.6 litrelik benzinli ve dizel motor seçeneklerinde iki farklı donanım seçeneği sunan i30’u hem benzinli hem de dizel versiyonunda otomatik vitesli olarak satın alabilirsiniz. Almanya’da tasarlanan Hyundai i30, Çek Cumhuriyeti’nde üretiliyor.
Tasarım
Çekik gözlülerin kendilerine özgü tasarım anlayışı artık geride kalıyor. Hyundai i30, Avrupa’daki müşteri kitlesinin düşünceleri göz önünde bulundurularak tasarlandı. Yepyeni yüzüyle karşımızda duran i30 için sınıfının en yakışıklı modellerinden biri diyebiliriz. Test aracımız gibi üst donanımı tercih ettiğinizde krom bir ön ızgara ile gelen i30’un en dikkat çekici kısmı hiç şüphesiz farları. Dalga desenli ön far yapısı i30’un imzası adeta. Sis farlarının kenarında LED gündüz farlarına sahip modelin şişkin çamurlukları ve kaslı kaputu görüntüsünü güçlendiriyor. Sık sık VW Golf ile karşılaştırılan modelin tasarım anlamında Golf’ten birkaç gömlek üstün olduğunu söyleyebiliriz. Hyundai i30’u hangi donanımla alırsanız alın alüminyum alaşımlı jantlar standart olarak sunuluyor. Arka kısmında da sportif imajın güçlü bir şekilde hissedildiği modelde, sis farları tamponun köşelerine yerleştirilmiş. Ortaya konumlandırılmış Hyundai logosu geri görüş kamerasına ev sahipliği yapıyor. Geri vitese takıldığında açılan kapaktan geri görüş kamerası çıkıyor. Bu sayede yağmurlu havalarda geri görüş kamerasının kirlenerek görüntü verememesi durumu ortadan kaldırılmış. Akıllıca ama ilk değil!
Çekik gözlülerin kendilerine özgü tasarım anlayışı artık geride kalıyor. Hyundai i30, Avrupa’daki müşteri kitlesinin düşünceleri göz önünde bulundurularak tasarlandı. Yepyeni yüzüyle karşımızda duran i30 için sınıfının en yakışıklı modellerinden biri diyebiliriz. Test aracımız gibi üst donanımı tercih ettiğinizde krom bir ön ızgara ile gelen i30’un en dikkat çekici kısmı hiç şüphesiz farları. Dalga desenli ön far yapısı i30’un imzası adeta. Sis farlarının kenarında LED gündüz farlarına sahip modelin şişkin çamurlukları ve kaslı kaputu görüntüsünü güçlendiriyor. Sık sık VW Golf ile karşılaştırılan modelin tasarım anlamında Golf’ten birkaç gömlek üstün olduğunu söyleyebiliriz. Hyundai i30’u hangi donanımla alırsanız alın alüminyum alaşımlı jantlar standart olarak sunuluyor. Arka kısmında da sportif imajın güçlü bir şekilde hissedildiği modelde, sis farları tamponun köşelerine yerleştirilmiş. Ortaya konumlandırılmış Hyundai logosu geri görüş kamerasına ev sahipliği yapıyor. Geri vitese takıldığında açılan kapaktan geri görüş kamerası çıkıyor. Bu sayede yağmurlu havalarda geri görüş kamerasının kirlenerek görüntü verememesi durumu ortadan kaldırılmış. Akıllıca ama ilk değil!
4400 mm uzunluğundaki yeni Hyundai i30, VW Golf’ten 10.1 cm, Peugeot 308’den 2.4 cm ve Renault Megane’dan 0.5 cm daha uzun. Diğer rakiplerinden Ford Focus 3.7 cm, Mazda 3 ise 10 cm daha uzun modeller. Hyundai i30’un 378 litrelik bagaj hacmi sınıfının en iyileri arasında.
İç mekan
Açık renkli koltuklarıyla bizi karşılayan i30’da markanın son dönemdeki modellerinde kullandığı tasarım dilini görüyoruz. Yuvarlak ve köşeli hatların iyi bir şekilde harmanlanmış hali olan iç mekanda kullanılan malzemelerin kalitesi beklediğimizden iyiydi. Özellikle gösterge tablosunun üst kısmının deri kaplanmış olması konsol üzerinde zaman harcandığını belli ediyor. Yumuşak göğüs malzemesinin yanında kapı içlerinde kullanılan malzemelerde dokunulduğunda iyi hissettiren yapıdalar. Orta konsolda Hyundai modellerinden alıştığımız müzik sistemi görev yapıyor. USB ve Bluetooth üzerinden de müzik çalabilen sistemin ses kalitesi için tatminkar diyebiliriz. Anahtarsız giriş sistemine sahip i30’u motor çalıştırma butonuna basarak çalıştırıyoruz. Elite donanım seviyesinde elektronik el freni bulunuyor ve durduğunuzda otomatik olarak devreye giriyor. i30’un dört kollu direksiyon simidi üzerinde bol sayıda düğme bulunduruyor. Alıştığımız düğmelerin haricindeki tuş ise direksiyonun hassasiyetini ayarlamaya yarıyor. Comfort modda düşük hızlarda çok yumuşak olan direksiyon, Sport moda alındığında sertleşerek hassasiyetini arttırıyor. i30’un en beğendiğimiz yönü eşya gözleri oldu. Kapı cepleri ve soğutma özellikli torpido gözü çok geniş, kol dayamanın altında derin bir bölme var ve pek çok kapaksız eşya gözüne sahip. Bu konu pek çok kullanıcının hoşuna gidecektir.
Açık renkli koltuklarıyla bizi karşılayan i30’da markanın son dönemdeki modellerinde kullandığı tasarım dilini görüyoruz. Yuvarlak ve köşeli hatların iyi bir şekilde harmanlanmış hali olan iç mekanda kullanılan malzemelerin kalitesi beklediğimizden iyiydi. Özellikle gösterge tablosunun üst kısmının deri kaplanmış olması konsol üzerinde zaman harcandığını belli ediyor. Yumuşak göğüs malzemesinin yanında kapı içlerinde kullanılan malzemelerde dokunulduğunda iyi hissettiren yapıdalar. Orta konsolda Hyundai modellerinden alıştığımız müzik sistemi görev yapıyor. USB ve Bluetooth üzerinden de müzik çalabilen sistemin ses kalitesi için tatminkar diyebiliriz. Anahtarsız giriş sistemine sahip i30’u motor çalıştırma butonuna basarak çalıştırıyoruz. Elite donanım seviyesinde elektronik el freni bulunuyor ve durduğunuzda otomatik olarak devreye giriyor. i30’un dört kollu direksiyon simidi üzerinde bol sayıda düğme bulunduruyor. Alıştığımız düğmelerin haricindeki tuş ise direksiyonun hassasiyetini ayarlamaya yarıyor. Comfort modda düşük hızlarda çok yumuşak olan direksiyon, Sport moda alındığında sertleşerek hassasiyetini arttırıyor. i30’un en beğendiğimiz yönü eşya gözleri oldu. Kapı cepleri ve soğutma özellikli torpido gözü çok geniş, kol dayamanın altında derin bir bölme var ve pek çok kapaksız eşya gözüne sahip. Bu konu pek çok kullanıcının hoşuna gidecektir.
Motor
Test aracımız i30’un 1.6 litrelik dizel motoruna sahip verisyonuydu. Rakiplerinin arasından gücüyle sıyrılan dizel motor 4000 d/d’de 128 hp güç üretiyor. Sarsıntısız çalışma karakterini beğendiğimiz ünite 1900-2750 d/d aralığında sunduğu 260 Nm tork ile i30’a yeterli çevikliği sunuyor. İ30’un 1495 kg’lık ağırlığı ile rahatlıkla başa çıkabilen motorun gaz tepkileri de yeterince iyi. 0-100 km/s hızlanmasını 10,9 saniyede tamamlayabilen i30, 197 km/s maksimum hıza ulaşıyor. Modelde kullanılan 6 kademeli manuel şanzıman ekonomi yapmak isteyenlerin en büyük yardımcısı. Geçişleri net şanzımanın 6. Kademesi sayesinde yüksek süratlerde düşük tüketim değerleri elde edilebiliyor. Testimizin sonunda 6.1 lt /100 km ortalama tüketim verisine imza atan model, şehir dışı sakin yolculuklarda çok ekonomik bir karaktere bürünüyor.
Konfor ve yol tutuş
Hyundai i30 konfor ve yol tutuş arasındaki optimum noktayı tutturabilmiş süspansiyon sistemi ile beğeni topluyor. Yoldan gelen darbeleri iyi şekilde emebilen i30, yolcularını minimum sarsıntı ile taşımayı becerebiliyor. Modelin en dikkat çekici konfor özelliği sessiz yapısı… Bu anlamda segmentinin en sessiz modeli olarak nitelendirilen VW Golf’e çok ciddi bir rakip denilebilir.
Hyundai i30 konfor ve yol tutuş arasındaki optimum noktayı tutturabilmiş süspansiyon sistemi ile beğeni topluyor. Yoldan gelen darbeleri iyi şekilde emebilen i30, yolcularını minimum sarsıntı ile taşımayı becerebiliyor. Modelin en dikkat çekici konfor özelliği sessiz yapısı… Bu anlamda segmentinin en sessiz modeli olarak nitelendirilen VW Golf’e çok ciddi bir rakip denilebilir.
i30’un konforlu koltukları yeterli yan destekleri ile vücudu iyi bir şekilde kavrıyor ve sürücü koltuğunda elektrik desteği sunuluyor. Arka koltukları da gayet rahat olan araçta diz mesafesi rakiplerinin pek çoğundan daha iyi ve uzun boylu yolcular bile arka koltukta rahat edebiliyorlar. Model yol tutuş anlamında da selefinden çok ileride. Daha hisli hale gelmiş direksiyon sayesinde sürücüsünü daha iyi bilgilendirmesi en dikkat çekici kısmı. Yüksek hızlarda bile stabil sürüşünü bozmayan otomobil, ani yön değiştirmelerde de sürücünü tedirgin etmiyor. i30’u çok zorladığınızda ise önden kaymalar yaşayabiliyorsunuz fakat standart sunulan ESP sayesinde bu durum korkutucu olmaktan çok uzak.
Güvenlik
Yeni Hyundai i30 Euro Ncap çarpışma testine henüz girmedi. İlk nesil i30 ise bu teste ikinci girişinde 5 yıldız almaya başarmıştı.
Yeni Hyundai i30 Euro Ncap çarpışma testine henüz girmedi. İlk nesil i30 ise bu teste ikinci girişinde 5 yıldız almaya başarmıştı.
Yorum-Selim Erkek
C segmenti hatchback müşterilerinin merakla beklediği model sonunda geldi. Hyundai’nin yeni i30 için çok çalışacağını tahmin ediyordum ama ortaya bu kadar iyi bir otomobilin çıkacağını beklemiyordum açıkçası. Hyundai eski imajını son yıllarda yerle bir etti ve artık rekabet ettiği sınıflarda en iyiyi üretmek için kolları sıvadı. VW Golf ve Opel Astra müşterilerinin bir kısmı Hyundai i30’a kayabilir ve hata etmiş olmazlar. Yeni i30’un sunduğu donanımlar çok zengin, ülkemizde navigasyon sisteminin sunulmuyor oluşu ise eleştirilebilir. Dış tasarımı ile çekici olan i30, iç mekanında da insanı etkilemeyi başarıyor. Kullanılan malzemeler bu sınıf müşterisinin beklentilerini rahatlıkla karşılıyor. Sürüşü de eğlenceli olan modelde sunulan 1.6 litrelik CRDI dizel motor performans açısından tatmin edici iken şehir içinde tüketim değerleri biraz daha düşük olabilirdi. Uzun yolda ise i30 ile 1000 km’yi aşan yolculuklarınızda yakıt istasyonuna uğramanız gerekmeyecek. Modelde kullanılan elektronik el freninin otomatik olarak devreden çıkması için tüm kapıların kapalı ve emniyet kemerinin takılı olması gerekliliği güvenlik açısından iyi düşünülmüş fakat yeni i30 sahipleri sistemin çalışmasında sıkıntı olduğunu düşünebilirler. Diğer markalarda vitese takıp gaza dokunmamız park freninin devreden çıkması için yeterli oluyor.
C segmenti hatchback müşterilerinin merakla beklediği model sonunda geldi. Hyundai’nin yeni i30 için çok çalışacağını tahmin ediyordum ama ortaya bu kadar iyi bir otomobilin çıkacağını beklemiyordum açıkçası. Hyundai eski imajını son yıllarda yerle bir etti ve artık rekabet ettiği sınıflarda en iyiyi üretmek için kolları sıvadı. VW Golf ve Opel Astra müşterilerinin bir kısmı Hyundai i30’a kayabilir ve hata etmiş olmazlar. Yeni i30’un sunduğu donanımlar çok zengin, ülkemizde navigasyon sisteminin sunulmuyor oluşu ise eleştirilebilir. Dış tasarımı ile çekici olan i30, iç mekanında da insanı etkilemeyi başarıyor. Kullanılan malzemeler bu sınıf müşterisinin beklentilerini rahatlıkla karşılıyor. Sürüşü de eğlenceli olan modelde sunulan 1.6 litrelik CRDI dizel motor performans açısından tatmin edici iken şehir içinde tüketim değerleri biraz daha düşük olabilirdi. Uzun yolda ise i30 ile 1000 km’yi aşan yolculuklarınızda yakıt istasyonuna uğramanız gerekmeyecek. Modelde kullanılan elektronik el freninin otomatik olarak devreden çıkması için tüm kapıların kapalı ve emniyet kemerinin takılı olması gerekliliği güvenlik açısından iyi düşünülmüş fakat yeni i30 sahipleri sistemin çalışmasında sıkıntı olduğunu düşünebilirler. Diğer markalarda vitese takıp gaza dokunmamız park freninin devreden çıkması için yeterli oluyor.
| Teknik Özellikler | ||
| Motor: | 1.6 CRDI | |
| Motor Hacmi: | 1582 cc | |
| Silindir Adedi: | 4 | |
| Maksimum Güç: | 128 hp 4000 d/d | |
| Maksimum Tork: | 260 Nm 1900-2750 d/d | |
| Performans | ||
| 0-100 km/s Hızlanma | 10,9 s | |
| Maksimum Hız: | 197 km/s | |
| Frenler | ||
| Ön: | Disk | |
| Arka: | Disk | |
| Yakıt Türü | Dizel | |
| Yakıt Tüketimi | ||
| Şehir İçi: | 5,2 lt | |
| Şehir Dışı: | 3,8 lt | |
| Karma: | 4,3 lt | |
| Test: | 6,1 lt | |
| CO2 Emisyonu | 114 gr/km | |
| Boyutlar | ||
| Uzunluk: | 4300 mm | |
| Genişlik: | 1780 mm | |
| Yükseklik: | 1470 mm | |
| Dingil Mesafesi: | 2650 mm | |
| Bagaj Hacmi: | 378-1316 lt | |
| Yakıt Depo Kapasitesi: | 53 lt | |
| Boş Ağırlık: | 1495 kg | |
| Lastik Boyutu: | 205/55 R16 | |
10 Nisan 2012 Salı
Hyundai ix35 1.6 GDI: ÖTV’ye çalım atıyor
Hyundai’nin
yeni marka imajını en iyi yansıtan modellerden biri olan ix35, 1.6
litrelik benzinli versiyonu ile testimize konuk oluyor. 2.0 litrelik
dizel motorlu versiyonunda otomatik şanzıman sunulan model, 1.6 litrelik
benzinli versiyonunda ise manuel şanzımanla alınabiliyor. Bu versiyonun
en büyük avantajı ise hiç şüphesiz fiyatı. Dizel motorlu kardeşinin
neredeyse yarı fiyatına satılan model, zengin donanımlarıyla lüks
hissini yaşatmayı başarıyor.
Doksanlı
yılların Hyundai tasarımlarını rakipleri ile karşılaştırdığımızda çok
geride olduklarını- görürdük. Aradan geçen yıllarda Güney Koreli üretici
kendini teknik olarak geliştirdiği gibi görsel olarak da çok değiştirdi.
Avrupalı tüketicilere hitap eden tasarımlar eskisinden çok daha iyi
görünüyor. Hyundai yeni tasarım anlayışını, BMW’de de görev yapmış olan
Thomas Buerkle’nin yardımıyla şekillendirdi. Keskin çizgileri dinamik
bir şekilde yorumlayan ix35, şık bir görünüme sahip. 4410 mm’lik
uzunluğu kardeş marka Kia’nın aynı platfomu kullanan modeli Sportage’dan
30 mm daha kısa olsa da, crossover segmentinin en güçlü üyesi olarak
nitelendirilebilecek Nissan Qashqai’den 80 mm daha uzun ve 37 mm daha
geniş. Ayrıca 55 mm daha yüksek yapısı sayesinde Qashqai’den çok daha
heybetli duruyor. ix35’in sırasıyla yaklaşma, ayrılma ve tepe açıları
24.2, 26.9 ve 17 derece. Bu değerler 4x4 versiyonla aynı ve bu sayede
test aracımız ön lastiklerinin yere tutunabildiği hafif bozuk arazide
sıkıntısız ilerliyor. 591 litrelik bagaj hacmi sınıfına göre gayet iyi.
İç mekan
Açık
renk döşemeleri ve cam tavanıyla çok ferah görünen iç mekana
geçildiğinde, dış tasarımdaki çizgilerin burada da devam ettirildiğini
görüyoruz. Sert plastik malzemelerle şekillendirilmiş ön konsolda kalite
hissi maalesef üst düzey değil. Neyse ki işçilik konusunda ix35
başarılı. Mavi aydınlatmalı gösterge grubu, müzik sistemi ve klima
ekranının okunabilirliği çok iyi. Gece yolculuklarında çok göz yorucu
olabilen aydınlatmaların şiddetinin ayarlanabilir olması çok yerinde bir
karar olmuş. Vites kolunun hemen ön tarafında ix35’in otomatik park
asistan butonu bulunuyor. Bu düğmeye ilk basıldığında ix35 yolun sağ
tarafında park yeri arama başlıyor ve uygun aralık bulunduğunda sizi
uyarıyor. Bu andan sonra siz sadece gaz ve fren pedalları ile
ilgileniyorsunuz. Direksiyon manevrası ise tamamen aracın kontrolünde
oluyor. Sistem usta şoförleri kıskandıracak şekilde park edebiliyor.
Özellikle acemi sürücüler bu opsiyona bayılacaktır!
Motor
Hyundai
ix35 ülkemizde iki motor seçeneği ile satılıyor. Daha önce 2.0 litrelik
dizel seçeneğini test ettiğimiz araç bu sefer 1.6 litrelik GDI benzinli
motoruyla konuğumuz. 1591 cc’lik motor 6300 d/d’da 135 hp güç üretiyor.
Maksimum tork 165 Nm ise 4850 d/d’dan itibaren hizmetinizde oluyor. Bir
atmosferik motora göre oldukça başarılı değerlere sahip ünite çok
sessiz çalışıyor. ix35’i bu motor seçeneği ile satın aldığınızda
herhangi bir çekiş kontrol sistemine sahip olmuyorsunuz. Araç motordan
gelen hareketi 6 kademeli manuel şanzımanla ön aksa aktarıyor. Bu motor
seçeneğinde otomatik vites opsiyonu sunulsaydı etrafımızdaki ix35
sayılarının bir hayli fazla artacağına kesin diyebilirdik. 1.6 litrelik
atmosferik motorun aracı taşıyamayacağı konusunda bazı şüpheler var
ancak yola çıkınca bunların ne kadar yersiz olduğunu görüyoruz. ix35;
11.1 saniyede 100 km/s hıza ulaşabiliyor ve maksimum 178 km/s hıza
çıkıyor. Bu değerler C sınıfı atmosferik motorlu araçlara çok benzer.
Zaten ix35’in 1380 kg’lık ağırlığı da boyutuna göre oldukça düşük.
Motorun yakıt tüketimi ise kullanım tarzına bağlı olarak 7-10 lt/100 km
arasında değişiyor. Bizim testimizin sonucunda ix35’in ortalama yakıt
tüketimi 8,9 lt/100 km olarak ölçüldü.
Konfor ve yol tutuş
Hyundai
ix35 iyi çalışan süspansiyonları sayesinde bozuk zeminlerden
kaynaklanan darbeleri yeteri kadar emiyor. Sertliği iyi ayarlanmış
süspansiyonlar yol tutuş konusunda da tatmin edici performansı
gösteriyorlar. ix35 yüksek yapısına rağmen segmentine göre gayet iyi yol
tutuyor. ESP sistemini standart sunan model, işlerin kontrolünüzden
çıkmaya başladığı anda kontrolü eline alarak sizi tekrar çizginize
sokmaya yardımcı oluyor. ix35, hafif debriyaj yapısı, iyi dozlanan
frenleri ve hissiz fakat yumuşak direksiyonuyla kullanımı rahat bir
otomobil.
Araç içerisindekilerin konforu içinse her şey düşünülmüş.
Rahat koltukların yan destekleri ise daha iyi olabilirdi. Soğuk günlerde
en çok sevilen donanım olan koltuk ısıtmanın hem ön hem de arka
koltuklar için sunuluyor olması etkileyici. ix35 yüksek hızlara
çıkıldıkça rüzgar ve yol sesi almaya başlıyor. Aracın yol sesi konusunda
biraz daha iyileştirilmesi uzun yolculuklardaki konforu arttırabilir.
Güvenlik
Hyundai
ix35, girdiği Euro Ncap çarpışma testinden 5 yıldız almayı başardı.
Modelin yolcu kabini ön çarpışma testinden sonra stabil kaldı. ix35
içerisindeki mankenlerin diz ve uyluk bölgeleri iyi korundu. Değişik
boylardaki mankenlerde de ix35 benzer sonuçlara imza attı. Yandan
çarpışma testinde mankenler iyi korundu ancak bazı testlerde perde hava
yastığı kapı direği döşemesine sıkışarak tam açılmadı. Bu yüzden ix35
yan çarpışma ve yan direk çarpışma testlerinden ceza aldı. Direk
çarpışma testinde ix35 içerisindekilerin göğüs kafesi sınır değerlerde
korundu. Arkadan çarpışmalarda oluşan kamçı etkisi ix35’de minimum
seviyede oluştu ve araç iyi puanlar elde etti.
Yorum-Selim Erkek
Etrafınızda
gördüğünüz SUV modellerinin ne kadarının araziye girdiğini
düşünüyorsunuz? Parmakla sayılacak kadar az olduğuna emin
olabilirsiniz. İnsanlar bu araçları trafikte daha yüksekte konumlanmak
ve gösteriş için alıyorlar. Öyleyse gelişmiş arazi çekiş sistemlerine
para ödemeye ne gerek var? Heybetli görüntüsünün yanında, zengin
donanımı ve konforuyla insanı etkileyen ix35’in dört tekerden çekiş
sistemine veya diferansiyel kilidine sahip olmaması neredeyse kimsenin
umurunda değil. 1.6 litrelik motorla beraber ix35’in fiyatı neredeyse
yarı yarıya düşüyor, yıllık vergisi de keza aynı şekilde önemli ölçüde
azalıyor. Hyundai bu versiyonda otomatik şanzıman seçeneği sunabilseydi
çok daha fazla kişinin tercih listesine girebilirdi. Aracın
eleştirilecek noktalarına gelirsek, ix35’in otomatik park asistanı büyük
kolaylık sağlıyor fakat geri manevra sırasında biraz hızlı
davranırsanız hemen devreden çıkıyor. İkinci sıkıntı ise sesli çalışan
süspansiyon sistemi bozuk yollarda uzun süre kullanımın ardından
rahatsızlık verebiliyor. Bunların dışında ix35 sahibini pişman etmeyecek
bir araç.
| Teknik Özellikler | ||
| Motor: | 1,6 GDI | |
| Motor Hacmi: | 1591 cc | |
| Silindir Adedi: | 4 | |
| Maksimum Güç: | 135 hp 6300 d/d | |
| Maksimum Tork: | 168 Nm 4850 d/d | |
| Performans | ||
| 0-100 km/s Hızlanma | 11.1 s | |
| Maksimum Hız: | 178 km/s | |
| Frenler | ||
| Ön: | Disk | |
| Arka: | Disk | |
| Yakıt Türü | Benzin | |
| Yakıt Tüketimi | ||
| Şehir İçi: | 8,2 lt | |
| Şehir Dışı: | 6,0 lt | |
| Karma: | 6,8 lt | |
| Test: | 8,9 lt | |
| Boyutlar | ||
| Uzunluk: | 4410mm | |
| Genişlik: | 1820mm | |
| Yükseklik: | 1670mm | |
| Dingil Mesafesi: | 2685mm | |
| Bagaj Hacmi: | 591/1436 lt | |
| Yakıt Depo Kapasitesi: | 55 lt | |
| Boş Ağırlık: | 1380-1502 kg | |
| Lastik Boyutu: | 225/60 R17 | |
4 Nisan 2012 Çarşamba
Renault Scenic ailesi makyajlı yüzleriyle tekrar sahnede!
MPV segmentinin yaratıcısı Renault, gözde model ailesi
Scenic’i yeniledi. Özellikle geniş aileler için çok uygun yapısıyla Avrupa’da
büyük rağbet gören MPV modeller toplam otomobil pazarının yüzde 20’sini
oluşturuyor. Ülkemizde ise durum biraz daha farklı. İnsanlar MPV’lerin
avantajlarını yeni yeni kavrıyorlar ve son yıllarda MPV satışları artmasına
rağmen toplam pazarın ancak yüzde 2’sini
oluşturuyor. Bu pazarın en çok talep gören modellerinden biri de Renault
Scenic. Rakiplerine oranla daha yaşlı bir model olmasına rağmen Grand Scenic
hala çok tercih edilen bir otomobildi. Renault, rakiplerini karşısında biraz
yaşlı kalan Scenic’i hafif dokunuşlarla tekrar yarışa sokuyor.
Üçüncü nesliyle
yollarda olan Renault Scenic, geçirdiği makyaj operasyonu ile daha taze bir
yüze kavuşmanın yanı sıra yeni teknolojilerle de donatıldı. Son
jenerasyon şimdiye kadar Türkiye’de sadece Grand Scenic versiyonu ile
satılıyordu. Makyajlı kasa ile beraber 5 kişilik Scenic modeli de ithal
edilmeye başlanıyor. Makyajın tasarımsal açıdan etkilerini en çok ön kısımda
görüyoruz. LED gündüz farlarına kavuşan Renault Scenic, artık far yapısından
ayırt edebileceğiniz bir otomobil olmuş. Parlak siyah kaplamalarla çehresi
değişen modelde artık daha fazla krom detaylara yer veriliyor. Bu sayede daha
zengin bir hava katılan Scenic, şık ortamlara uyum sağlamakta zorlanmıyor.
Scenic’deki makyajın izlerini arka kısımdan anlayabilmek için ise otomobille
çok ilgili olmak gerekli. Arka kısım eski tasarımla devam ediyor diyebiliriz.
Makyajın asıl getirdiklerine gelirsek ilk olarak Visio
sistemini saymalıyız. Dikiz aynasının etrafına yerleştirilmiş kamera
aracılığıyla sürekli olarak şeritleri tarayan Scenic, şeritten çıkmaya
başladığınızı tespit ederek sesli uyarı veriyor. Bu sensörleri kullanan diğer
bir sistem ise otomatik uzun far asistanı. Bu modül sayesinde karşınızdan araç
geldiğinde Scenic uzun farlarını otomatik olarak kısıyor. Aracın geçmesinin
ardından ise uzun farlar otomatik olarak tekrar açılıyor. Opsiyonel olan Visio
sistemini içeren Teknoloji paketini satın aldığınızda Scenic size güzel bir navigasyon
ve aynı ekrandan takip edilen bir geri görüş kamerası da sunuyor.
Yenilenen iç mekanda ilk güze çarpan yeniden tasarlanmış
koltuk kafalıkları. Yan destekleri de olan yeni koltuk kafalıklarının konforu
çok iyi. Koltuklardaki bir diğer yenilik ise kullanılan döşemenin leke tutmayan
özel bir kumaştan yapılmış olması. Teflon döşemenin, haylaz çocuklara sahip
ailelerin çok hoşuna gideceğini tahmin etmek zor değil.
Renault Scenic’i kendisiyle aynı segmentteki diğer
rakiplerinden ayıran en önemli özelliği otomatik şanzımanı. Çift kavramalı EDC
otomatik şanzımanın, ekonomik karakterli dizel motorla uyumunu görmenizi
isterim. Lansman esnasında hem yoğun trafikte, hem de otoyolda kullandığım EDC
şanzıman konfor anlamında çok başarılı. Hızlı vites geçişleri ve uygun vitesi
çabuk bulabilmesi Scenic’in en büyük avantajı. Ne Peugeot 5008, ne de Citroen
Picasso otomatik şanzımanlarıyla Scenic’in yanına yaklaşamazlar.
Fiyatlara gelirsek yeni Scenic’in 62 bin 350 liradan
başladığı açıklandı. Grand Scenic için belirlenen fiyat ise 65 bin 350 lira.
Makyajlanan modelin bir miktar zamlandığı anlaşılıyor. EDC otomatik şanzıman
konforu için ödenecek meblağ ise 4 bin lira. Bu miktarın makul olduğunu
söyleyebiliriz.
Bu arada merak edenler için belirteyim, Renault’nun yakın
gelecekte yeni 1.6 dCi ve 1.2 tCe
motorlu Scenic modellerini Türkiye’ye getirme planı yok.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpg)




