Analytics

Bu Blogda Ara

araba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
araba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Haziran 2010 Pazartesi

Fiat Doblo Combi Maxi 2.0 135 HP MJET Elegance: ‘MAX’i Doblo!




Fiat Doblo Combi Maxi 2.0 135 HP MJET Elegance: ‘MAX’i Doblo!


Yenilenen Fiat Doblo büyüyen boyutları ile herkesin dikkatini çekiyor. Peki Doblo Maxi’ye ne diyeceksiniz? Fiat’ın ticari araç satışında can damarı olarak nitelendirilebilecek Doblo, ikinci jenerasyonu ile yine zirveye oynuyor.

Tasarım
Fiat Doblo’nun yeni çizgileri ilk başta farklı görünse de yavaş yavaş gözümüz alışmaya başladı. Büyük far ve havalandırma ızgarasıyla dikkat çeken ön tasarım eskisine nazaran daha fazla stil sahibi. Doblo’nun Maxi versiyonunun farkı ise yandan bakıldığında ortaya çıkıyor. 4740 mm’lik uzunluğuyla Maxi, adeta bir limuzin havasında. Kısa şasi Doblo’ya göre 35 cm daha uzun olan aracın uzunluğu bir üst segmentte yer alan VW Transporter standart şasiden sadece 15 cm kısa.

İç mekan
Test aracımızın iç mekanı daha önce test ettiğimiz Premio versiyon kadar etkileyici değildi. Siyah renkli konsolda yol bilgisayarı kontrol düğmeleri, radyo-teyp ve analog klima kontrol butonları yer alıyor. Bolca eşya gözünün yer aldığı iç mekanda ayna kontrol butonlarının konumu dışında ergonomik olarak problem görünmüyor. Yan destekleri yetersiz koltuklar uzun yolculuklarda yorucu olabilirler. Direksiyondan müzik ve Blue&Me sistemi kontrol edilebiliyor. El freninin yan kısmında bizim çokta yararlı olduğunu düşünmediğimiz Start&Stop ve patinaj kontrol sisteminin butonları yer alıyor.

Motor
Test aracımızda şimdiye kadar hep övgüyle söz ettiğimiz Multijet ailesinin 2 litrelik versiyonu bulunuyordu. 6 ileri manuel şanzımanla kombine edilmiş bu motor, ürettiği yüksek tork nedeniyle her viteste Doblo Maxi’ye gereken kıvraklığı sağlıyor. 3500 d/dk’da 135hp güç ve 1500 d/dk’dan itibaren 320 Nm tork üreten motor 1.5 tondan fazla ağırlığı olan test aracımızı 0’dan 100 km/s hıza 11,3 saniyede çıkarıyor. Son hız ise 179 km/s hıza olarak açıklanıyor. Doblo Maxi testimiz süresinde ortalama 7.6 litre yakıt harcadı.

Konfor ve yol tutuş
Doblo Maxi büyük boyutlarıyla hedeflediği kitlenin ilk beklentisini karşılıyor fakat konfor konusunda kısa şasili kardeşi kadar başarılı olamıyor. Uzayan arka kısım aracın daha fazla zıplamasına yol açıyor. Kısa şasi Doblo 790 litre olan bagaj hacmine sahipken Doblo Maxi’de bu hacim 1050 litreye çıkmış. Test aracımızda olmamasına rağmen 7 koltuklu versiyonun çok kullanışlı olacağını düşünüyoruz. Büyüyen boyutlar aracın yol tutuşunu da etkilemiş. Yerden yüksek yapısı nedeniyle zaten dezavantajlı olan Doblo, Maxi versiyonunda arka kısmını daha kolay bırakan bir araç haline dönüşmüş. ESP, aracın yoldan çıkmaya başladığını anladığı anda devreye girerek tekrar yola dönmesine yardım ediyor. Fakat yine de Doblo Maxi’yi kullanırken yol tutuşun sınırlarına yaklaşmamakta fayda var. Sınıf ortalamalarında fren performansı sunan Doblo Maxi, güvenlik sınırlarını aşmadan durabiliyor.

Güvenlik
Eski Doblo EuroNcap çarpışma testinden 3 yıldız alabilmişti. Yeni Doblo’nun çarpışma testi ise henüz yapılmadı.


Yorum-Selim ERKEK


Türkiye’de üretilmesi yüzünden benimsediğimiz Doblo, çıktığı günden beri ticari araç düşünenlerin en çok merak ettiği model haline geldi. Yolda aracı görenler inceleyip fikir edinmeye çalışıyorlar. Daha önce test ettiğimiz Doblo Premio’ya göre daha çok ticari araç havasında olan Doblo Maxi, aşırı büyük boyutlarıyla hemen dikkatleri üzerine çekiyor. Araç aile kullanımı için çok büyük. Şehir içinde ciddi bir şekilde park ve manevra problemi yaşıyorsunuz. 2 litrelik Multijet motorda yine aile kullanımı için gereksiz bir seçenek. Büyük bir ailesi olup aynı zamanda gerçekten ağır yükler taşıyanlar 2 litrelik seçeneği düşünebilir. Fakat 1.6 litrelik Multijet motor bu araç için fazlasıyla yeterli diye düşünüyorum. Zaten büyük hacim gücün yanında bir de yüksek tüketim getiriyor. 2.0 Multijet motor için ödenecek bedelin 1.6 Multijet üzerine donanım olarak alınması taraftarıyım. Özellikle ESP opsiyonunu ihmal etmeyin.

Hyundai ix35 2.0 R 4x4 6AT Style Plus: ''ix35 fiyatını hak ediyor!''




Hyundai ix35 2.0 R 4x4 6AT Style Plus: ''ix35 fiyatını hak ediyor!''

Güney Koreli üretici Hyundai, SUV piyasasındaki rekabeti kızıştıracak modeli ix35’i satışa sundu. Firmanın 2004 yılından beri ürettiği Tucson modelinin yerini alan ix35, çok daha farklı bir araç olduğunu hemen belli ediyor. Bu proje için 225 milyon $ para ve 36 ay zaman harcayan firma, ix35’ten çok şey bekliyor.

Tasarım

ix35 tamamen Avrupalı tüketicilerin beklentileri doğrultusunda tasarlanmış. Yeni model Hyundai’nin Rüsselsheim-Almanya’daki tasarım stüdyolarında, eski BMW tasarımcısı Thomas Buerkle ve ekibi tarafından şekillendirilmiş. Akıcı tasarım çizgilerinin keskin hatlarla harmanlandığı araç sportif görünüyor. Kaslı kaputu ve altıgen havalandırma ızgarası aracın güçlü kimliğini vurgulayan detaylar olarak göze çarpıyor. Ön ve arka çamurluk üstlerinden kapı içlerine kadar uzanan çizgiler ix35’e farklı bir hava katmış. Çift renkli stop grubunun yer aldığı arka kısım derli toplu hissettiriyor.

İç tasarım

Koyu bordo ve bej renklerin kombine edilmiş şekilde kullanıldığı iç mekan şık görünüyor. Led destekli göstergeler ve mavi tonlu aydınlatmalar iç mekana hoş bir hava katmış. Direksiyonun sol alt tarafında ESP, DBC(yokuş iniş destek sistemi) ve diferansiyel kilidinin kontrol butonları bulunuyor. Geri vitese geçildiğinde aracın arka kısmını gösteren ekran dikiz aynasında beliriyor ve manevra yapmayı kolaylaştırıyor. Şık görünen orta konsolda kullanılan malzeme kalitesi ise hayal kırıklığı yaratabilir. Bu kadar hoş görünen iç mekanda biraz daha kaliteli malzeme kullanılsaydı keşke diye düşünüyoruz. Sert malzemeler yüzünden bozuk zeminde tıkırtı sesleri gelebiliyor. Deri koltukların yan destekleri ve kalitesi ise iyi. Ayrıca test aracımızda tüm yolcular için koltuk ısıtma sistemi bulunuyordu. Arka diz mesafesi ve bagaj hacmi bu sınıf için yeterli düzeyde.

Motor

Hyundai, ix35 için tamamen yeni 2.0 litrelik turbo dizel motor geliştirmiş. Yeni motor 4000 d/d’de 184hp güç ve 1800-2500 d/d aralığında 392 Nm tork üretiyor. 2.0 litrelik dizel motorların en güçlülerinden biri olan bu ünite yaklaşık 1800 kg’lık ağırlığa sahip aracı 10.1 saniyede 0’dan 100 km/s hıza ulaştırabiliyor. Maksimum 195 km/s hıza ulaşabilen ix35’in yakıt tüketim değerleri ise etkileyici. Şehir dışında 7.5 litreye kadar düşen tüketim değerleri testimiz süresince 9 litre civarında seyretti. 6 ileri otomatik şanzıman motorla uyumlu şekilde ve sarsıntısız çalışıyor.

Konfor ve yol tutuş

ix35 sert süspansiyonları nedeniyle konforlu yolculuklar vaat etmiyor. Az miktarda yol sesi alan otomobil yoldan gelene darbeleri iç mekanda hissettiriyor. ix35, ağabeyi ix55’le karşılaştırıldığında daha sert bir sürüş karakterine sahip. Tabi bu sertliğin avantaja dönüştüğü nokta yol tutuşu oluyor. Kolay kolay çizgisinden ayrılmayan ix35, özellikle peş peşe girilen virajlarda önden kayma eğilimi gösteriyor. ESP’nin standart sunulduğu araç herhangi bir terslikte ESP’nin etkili dokunuşlarıyla tekrar yolunu bulabiliyor. Orta diferansiyel kilidine sahip ix35’in sırasıyla yaklaşma, ayrılma ve tepe açıları 24.2, 26.9 ve 17 derece. Maksimum 50 cm sudan geçebilen aracın arazi performansı, bu sınıfta araç alan kişilerin çoğunun araziye hiç girmeyeceği düşünülürse oldukça iyi. Özellikle orta diferansiyel kilidi ix35’i çok zorlamadığınız sürece yolda bırakmıyor.

Güvenlik

Hyundai ix35 henüz EuroNcap çarpışma testine girmedi.

Yorum-Selim ERKEK
Hyundai markasına karşı önyargılarını yıkamamış olanlar mutlaka ix35’in içine oturup gaz pedalına dokunmalılar. Sert süspansiyon sisteminin yardımıyla ix35’i yoldan ayırmak gerçekten zor. Başarılı frenler ve hassas direksiyon sistemi, iyi yol tutuşla birleşince ix55’de bulamadığım sürüş zevkini bu araçta buldum diyebilirim. Yüksek donanım ve iyi dizayn ix35’in en büyük artıları. Tucson’un birçok kişinin hoşuna gitmeyen tasarımına rağmen yakaladığı satış rakamları düşünüldüğünde, ix35’in daha fazla başarılı olması içten bile değil. Özellikle tasarımda kat ettiği mesafe göz ardı edilemeyecek kadar fazla. 2.0 litrelik dizel motor çok başarılı. Fakat ben asıl yıl sonuna doğru getirilmesi planlanan 1.6 litrelik benzinli motorun bu araçta göstereceği performansı merakla bekliyorum.


Laguna Coupe Sport Emotion 2.0T 170 bg BVA: ‘Genç işi Laguna!’




Laguna Coupe Sport Emotion 2.0T 170 bg BVA: ‘Genç işi Laguna!’

Fransız üreticinin ilk kez 1993 yılında tanıttığı ve şu anda üçüncü jenerasyonu yollarda olan Laguna ailesinin ilk Coupe versiyonu üçüncü jenerasyonla beraber tanıtıldı. Araç cesur tasarım çizgilerini 2004 yılında tanıtılan Fluence konseptinden almış. Laguna Coupe markanın bu segmentteki ilk temsilcisi olma özelliğini taşıyor ve bir diğer Fransız üretici Peugeot’nun 407 Coupe modeli ile rekabet etmesi için üretilmiş.

Tasarım
Laguna Coupe alçak tavanı, 18 inçlik jantları ve akıcı çizgileriyle çok dikkat çekici bir otomobil. Ön tasarımı sedan modelle benzerlik gösteriyor. Farklı olarak tampondaki geniş havalandırma ve far tasarımı sayılabilir. Ön tasarımın başarısı tartışılabilir, ancak sıra dışı olduğu kesin. Yandan bakıldığında direksiz gibi görünen B sütunu göze çarpıyor. Laguna Coupe’nin en çok beğendiğimiz kısmı ise arka tasarımı oldu. Tavandan gelen çizgilerle oluşturulmuş spoyler, ince stop grubu ve çift egzoz çıkışı aracın arka kısmını şekillendiren öğeler.

İç tasarım
Renault tasarımcılarının sınıfta kaldığı nokta iç tasarım. Çok mu kötü? Kesinlikle değil fakat insan böyle bir araç aldığında sedan kardeşinden daha farklı bir iç mekan istiyor. Sportiflik adına dikkat çeken tek şey alt kısmı düz direksiyondan daha fazlası değil. İç mekan sade, fakat kullanışlı. Kullanılan malzemeler kaliteli ve yumuşak. Ses sisteminin kontrolleri alışkanlık gerektiriyor ancak ses kalitesi yüksek. Deri koltukların konforu çok iyi ve yan destekleri yeterli. Kol dayamanın önünde, elektronik park freni ve bizce yanlış yere konumlandırılmış hız sabitleyici kontrol düğmeleri yer alıyor. Kol dayamanın iç kısmında 12 V bağlantı soketi ve ses girişleri bulunuyor. Arka koltuklardaki diz mesafesi yetersiz. 425 litrelik bagaj hacmi ise spor bir model için fazlasıyla büyük.

Performans
Test aracımızda F4RT 800 kodlu 2.0 litrelik turbo beslemeli motor görev yapıyordu. Bu motor 5000 devirde 170hp güç ve 3000 devirde 270 Nm tork üretebiliyor. 6 ileri klasik otomatik şanzıman aracın gücünü törpülese de yeterli hızlanmayı sağlayabiliyor. Otomatik şanzıman yavaş vites geçişleri yüzünden eksi puan alıyor. Bu motorun Renault’nun yeni çift kavramalı şanzımanıyla çok daha iyi işler çıkaracağını düşünüyoruz. Laguna Coupe 0-100 km/s hızlanmasını 9,2 saniyede gerçekleştirirken maksimum 220 km/s hıza ulaşabiliyor. Testimiz süresince ortalama 11 litre yakıt tüketen araç performanslı kullanımda 13 litre sınırını aşabiliyor.

Konfor ve yol tutuş
Laguna Coupe klasik Fransız hissini Coupe araçta yaşatmayı hedefleyerek tasarlanmış. Görüş açılarının problemsiz olduğu araç iç kısma rüzgar sesi ve az miktarda motor sesi alıyor. Laguna Coupe, sedan kardeşinden daha sert süspansiyon sistemi nedeniyle daha konforsuz. Fakat çok daha iyi yol tutuyor. Aracı yoldan çıkarmanız için oldukça fazla uğraşmanız gerekli. Hızlı girilen virajlarda arka kısımdan kayma yapan araç, devre dışı bırakılamayan ESP sayesinde kendisini çok hızlı bir şekilde topluyor.

Güvenlik
Renault Laguna ikinci jenerasyonu ile EuroNcap’ten beş yıldız olan ilk araç olma ünvanını kazanmıştı. Üçüncü nesil Laguna’da bu testlerden beş yıldızla ayrıldı. Laguna Coupe’nin bu teste ayrı bir katılımı bulunmuyor.

Yorum-Selim ERKEK
Laguna Coupe görüntüsü itibariyle hoş görünen bir otomobil. Yandan ve arkadan görünümü kusursuz denilebilecek aracın iç mekanı da bir o kadar sıkıcı. Birkaç ufak dokunuşla sportiflik katılabilecek iç mekan, sedan kardeşinden farksız. 170hp’lik motor bir buçuk tonluk aracı kaldırmakta zorlanmıyor ancak otomatik şanzıman özellikle vites düşürürken ‘acaba ne zaman bir alt viteste olacağım?’ diye düşündürüyor. Ayrıca otomatik vites kolunu çoğu Renault modelinde olduğu gibi bu otomobilde de anormal boyutta yapan Renault tasarımcılarına da buradan sitemlerimi iletirim. Yol tutuş konusunda çok hoşuma giden aracın 4WS sistemi ile donatılmış versiyonunun ne kadar daha iyi olabileceğini merak ediyorum. Bu sistem belirli bir hızın üzerinde direksiyondan gelen direktifleri arka lastiklere de ileterek aracın viraj içinde ön ve arka lastiklerini beraber yönlendiriyor. Sonuç olarak bu sınıfta Coupe tarzı araç düşünenlerin çok fazla alternatifi yok. Laguna Coupe de tasarım anlamında çok iyi bir alternatif. Fakat ben bu otomobilden daha fazla sürüş zevki vermesini bekliyordum.

Opel Astra 1.6 Sport: ‘Dar kesim!’




Opel Astra 1.6 Sport: ‘Dar kesim!’


Alman üretici Opel’in kompakt sınıftaki temsilcisi Astra yeni nesliyle sınıf liderliğine oynuyor. 1991 yılında Opel Kadett’in yerini alan Astra F önemli satış rakamlarına ulaştı. 1998 yılına gelindiğinde yerini Astra G aldı ve Türkiye’de çok sevildi. Özellikle Bertone tarafından tasarlanmış Coupe versiyonu birçok kişinin hayallerini süsleyen otomobil oldu. 2004 Nisan ayında Astra’nın 3. jenerasyonu olan Astra H piyasaya sürüldü. 2009 Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tanıtılan son jenerasyon Astra J tam da beklediğimiz gibi yol tutuş ustası bir model olarak geri geldi.

Tasarım
Markanın Insignia ile başlayan tasarım akımına uyan model, LED destekli farları ve akıcı kaput çizgileriyle dikkat çekiyor. Yandan bakıldığında kromajlı cam çerçeveleri hemen göze çarpıyor. Astra yatık A ve C sütunları nedeniyle sportif görünüyor. Eğimli arka cam ve arka spoyler arka görünümü canlı kılan öğeler.

İç mekan
Ön koltuğa oturulduğunda oldukça sportif bir iç mekanla karşılaşılıyor. Derin sportif göstergeler kontağı açmanızla harekete geçip görsel şovlarını sunuyorlar. Orta konsol bazıları için oldukça karmaşık olabilir. 42 tane kontrol butonunun olduğu konsolu kullanmak bir miktar alışkanlık gerektiriyor. Büyük navigasyon ekranından kontrol edilen müzik sistemi iyi ses kalitesine sahip. İç mekanda kullanılan malzemelerin kalitesi bir önceki nesle göre artış göstermiş. Eski Astra’nın en çok eleştirildiği noktalardan olan yetersiz eşya gözü problemi yeni Astra’da giderilmiş. Gece sürüşlerinde Astra’nın iç mekanı kırmızı led ışıkları sayesinde çok çekici görünüyor. Yarı deri ön koltuklar spor araçlar kadar iyi yan desteğe sahip. Astra’nın eksi puan aldığı nokta ise arka diz mesafesi oluyor. Büyüyen boyutlarına rağmen Astra arka kısımda yeterli yaşam alanını sunamıyor. Eğimli C sütunu yüzünden baş mesafesi de pek iç açıcı değil. 370 litrelik bagaj hacmi sınıf ortalamalarında. Astra iç kısma neredeyse hiç yol sesi almıyor ancak hafif bir motor ve rüzgar sesi duyuyorsunuz. Fakat otoyol dışına çıkıp bozuk zeminde ilerlediğiniz süspansiyon sisteminden gelen sesler kulaklarınızı tırmalamaya başlıyor.

Motor
Test aracımızda Opel’in uzun yıllardır kullandığı 1.6 litrelik Ecotec motor görev yapıyordu. Bu motor 6000 d/dk’da 115 hp güç ve 4000 d/dk’da 155 Nm tork üretiyor. 1318 kg’lık aracı hızlandırmata zorlanmayan motorun çıkardığı sesler bir çok kişinin hoşuna gidebilir. Tabi ki herkesin performans beklentisi farklı oluyor… Astra’yı performanslı kullanmak istiyorsanız yüksek devirlere çıkmanız gerekiyor. 5 ileri şanzıman motor ile uyumlu çalışıyor ve aracı 0’dan 100 km/s hıza çıkarmak için 11,7 saniyeye ihtiyaç duyuyor. Astra’nın maksimum hızı ise 188 km/s. Tabii yüksek devirlerde kullanım yüksek yakıt tüketimi anlamına geliyor. Test ortalaması olarak ölçtüğümüz 8.8 litre bunun en büyük kanıtı.

Yol tutuş ve konfor
Opel Astra’nın en iddialı olduğu konuların başında yol tutuş geliyor. Opel mühendisleri bu aracın süspansiyon sistemi için fazlaca uğraş vermişler. Geliştirilen FlexRide sistemi test aracımızda olmamasına rağmen Astra çok iyi yol tutuşa sahipti. Watt bağlantılı arka süspansiyon sistemi sayesinde arttırılan yol tutuş otomobili tam bir viraj avcısı yapıyor. Hassas direksiyon sistemi sayesinde istediklerinizi tam olarak yapabilen Astra, güçlü frenleri ile de beğenimizi kazandı. İç mekanda özellikle bozuk yollarda sarsıntı miktarı biraz fazla. Süspansiyon sisteminin neden olduğu sertlik çok rahatsız edici boyutta olmasa da bu sınıftaki araçlar tamamen sportiflik düşünülerek tasarlanmamalı.

Güvenlik
2009 yılında Euto Ncap testine giren Opel Astra, beş yıldız ile tam not almayı başarmış bir otomobil.

Yorum: Selim ERKEK
Opel Astra’nın en etkileyici özelliği yol tutuşu. Ray üzerinde ilerliyormuş gibi giden araç çok başarılı tepkilere sahip. Test aracında direksiyona geçtiğimde şöyle bir ikilem yaşadım; ‘Astra spor bir araç mı yoksa sıradan bir kompakt HB’mi?’. Sıradan bir hatchback ise neden bu kadar sert? Spor bir araçsa 115hp’lik motorun burada ne işi var? Ailelerin tercih edeceği bir modelin bu kadar sert olmasını pek mantıklı bulmuyorum açıkçası. Sonuçta bu modelin 180hp’lik bir seçeneği ve yakında çıkacak OPC versiyonu da olacak. Büyüyen boyutların iç mekana basıklık olarak yansıması da diğer bir eksi yön. VW Golf, Astra kapışmasında Opel’in en büyük darbeyi iç mekan ferahlığından yiyeceğini düşünüyorum. Ancak şunu da belirtmekte fayda var. Astra rakibi Golf’e oranla çok daha çekici bir otomobil. Fakat şu anki satış fiyatı da pek rekabetçi değil. Opel’in Türkiye’de çok sevilen bu modeli satması için fiyatı daha uygun tutması gerektiğini düşünüyorum.

Hyundai ix55 3.0 CRDi V6: ‘XXL: İri kıyım, ferah ve güvenli!’



Hyundai ix55 3.0 CRDi V6: ‘XXL: İri kıyım, ferah ve güvenli!’


Güney Koreli üretici Hyundai’nin Amerika pazarı için ürettiği ix55, boyutları ve lüks imajıyla lüks SUV segmentindeki yerini aldı. 2007 yılından bu yana Amerika’da Veracruz ismiyle ticarileştirilen ix55’in Türkiye macerasıysa 3 yıllık gecikmeyle başladı.

Tasarım
Hyundai ix55’in ön tasarımı markanın i30 ile başlayan yeni tasarım unsurlarını barındırıyor. Araç Avrupalı rakiplerine benzetilmeye çalışılmış fakat bu konuda çok da başarılı olmadığını düşünüyoruz. Tabi bunun en büyük sebebi aracın aslında 2006 sonunda tanıtılan bir model olması. Boyutları itibariyle Audi Q7, Mercedes ML, BMW X5 gibi rakiplerinden geri kalmayan ix55, iri kıyım bir SUV olarak öne çıkıyor.

İç mekan

Amerikanların araç alırken en çok dikkat ettikleri kriterin iç mekan ferahlığı olduğunu bilen Güney Koreli üretici dersine iyi çalışmış. Açık renk deri döşeme ve sunroof sayesinde aracın iç mekanı oldukça ferah. Orta konsoldaki radyo-teyp ve klima kumandaları bu sınıftaki bir araca yakışmıyor. Rakipleri çok daha kaliteli malzemeler kullanıyorlar. Arka diz mesafesini çok başarılı bulduğumuz ix55’de arka koltuklar için ayrı klima kontrol butonları bulunuyor. Bu butonları çok kullanışlı bulduk. 598 litre olan bagajdan üçüncü koltuk sırası çok zahmet etmeden çıkarılabiliyor. Büyük boyutlu ve ağır bagaj kapağının elektrikli olarak açılıp kapanabilmesi büyük rahatlık sağlıyor.

Performans
ix55’te görev yapan 3.0 litrelik V6 CRDi dizel motor 3800 d/dk’da 240hp güç ve 1750d/dk – 3000 d/dk aralığında 451 Nm tork üretebiliyor. 6 ileri tam otomatik şanzımanla uyum içinde çalışan güçlü V6, ix55’i 0’dan 100 km/s hıza 10,4 saniyede çıkarabiliyor. 2302 kg ağırlığa sahip aracın ortalama tüketim değerleriyse testten önceki öngörümüze göre çok düşük. Test süresince ortalama 10.9lt/100km yakıt tüketen araçla 7.7 lt/100km gibi değerleri görmek hayal değil. Elektronik sistemlerle desteklenen frenler ix55’i sorunsuzca durdurabiliyor.

Konfor ve yol tutuş
ix55’in en iddialı olduğu konu konfor… Yumuşak süspansiyon sistemi ve yüksek yapısı sayesinde yoldaki bozukluklar araç içine yansımıyor fakat yüksek hızlarda içeri giren rüzgar sesi rahatsız edebiliyor. Yüksek yapısına rağmen sürücüsünü tedirgin etmeyen ix55, sınırları aşıldığı zaman ESP’nin yumuşak fakat güvenli dokunuşlarıyla tekrar yola giriyor. ix55’in en çok hoşumuza giden özelliği kilitli diferansiyeli oldu. Aracın sadece büyük bir araç olması haricinde aynı zamanda bir arazi aracı olduğunu belli eden en önemli faktör bu mod. ix55 kilitli diferansiyel sayesinde bu sınıftaki bir çok aracın geçemeyeceği yerlerden geçebiliyor. Tabii ağır arazi koşulları için doğru lastik seçmekte önemli bir ayrıntı.

Güvenlik
Hyundai ix55’in EuroNcap çarpışma testine katılımı bulunmuyor. ix55’in Amerika’da NHTSA (Ulusal Otoyol ve Trafik Güvenliği Kurumu) tarafından yapılan çarpışma testinden beş yıldızlık sonucu bulunuyor.

Yorumlar- Selim ERKEK
ix55 eski bir araç olmasının verdiği dezavantajla etkileyici iç mekan ve dış tasarımıyla etkileyici olmaktan uzak bir model. Geçtiğimiz günlerde lansmanına katıldığım ix35 ile karşılaştırıldığında, ix55 çok sıradan görünüyor. Ayrıca fiyatına göre sunduğu donanımın az olduğunu düşünüyorum. İç mekan kalitesi çok daha iyi olmalıydı. Hyundai bu sınıfta yer alma konusunda kararlıysa C sınıfındaki i30 ile benzer kalitede malzeme kullanmaktan vazgeçmeli. Yürüyen aksam ve motor konusunda başarılı olan araç yol tutuş konusunda sürücüsünü tedirgin edecek davranışlarda bulunmuyor. Güney Koreli üreticinin SUV segmentindeki yeni modeli ix35’in çok başarılı olacağını ancak ix55’in yeni jenerasyonuna kavuşana kadar rakiplerinin karşısında zayıf olduğunu düşünüyorum.

Hyundai i30 1.4 CCVT TEAM: 'Ekonomik seçenek'


Hyundai i30 1.4 CCVT TEAM: 'Ekonomik seçenek'

06 Mart 2010 15:15:00

Hyundai’deki gelişimin yüzü olarak akıllara kazınan model i30, 1.4 litrelik motoruyla performans beklentisi olmayan ancak sağlamlık ve ekonomiyi isteyen kitleyi hedef seçmiş. i30 geniş ve ferah iç hacmi, yüksek donanımları ve estetik tasarımıyla kompakt sınıfın gözdelerinden olmayı başardı.

2007 yılında tanıştığımız i30 aradan geçen yıllara rağmen hala diri görünen modellerden biri. i30’u ilk teste aldığımız dönemlerde Avrupalı otomobillerle yarışan tasarımı ile bu sınıfın iddialı modellerinden biri olacağının sinyallerini vermişti.

Tasarım
i30 kromajlı ızgarası ve sivri uçlu far tasarımıyla önden bakıldığında oldukça güçlü görünen bir otomobil. Kaput üzerindeki akıcı çizgiler aracın dinamik tasarımını vurguluyor. İlk çıktığı zaman arka tasarımını BMW 1 serisine benzetenler çok olmuştu. Şimdi ise uzun yapılı stop grubu olan araçlar i30’a benzetilmeye başladı. Kolay kabul edilebilir bir tasarıma sahip arka kısım çok başarılı.

İç mekan

Otomobile oturduğunuzda ilk olarak kullanılan malzemelerin kalitesi dikkatinizi çekiyor. İşçilik sorunu görünmeyen iç mekanda, konsolun üzerini kaplayan yumuşak malzeme kalite hissini üst seviyelere çıkarıyor. Kumanda elemanlarının hepsi olması gerektiği yerlere konumlandırılmış. iPod ve USB bağlantıları en baz donanımda bile standart. Mavi gece aydınlatmaları sayesinde i30 ile gece yolculukları ayrı bir keyif. Sınıf ortalamalarında diz mesafesi sunan aracın bagajı ise 340 litre hacim sunuyor.

Performans ve sürüş

Test aracımızda Hyundai i30’un en baz motor seçeneği olan 1.4 litrelik benzinli motor görev yapıyordu. 6200d/d’de 109hp güç üreten bu motor maksimum torku 137Nm’yi ise 5000d/d’de üretebiliyor. Fabrika verilerine göre 0-100 km/s hızlanmasını 12.6 saniyede gerçekleştiren araç zorlanmadığı sürece oldukça iyi tüketim değerlerine imza atabiliyor. Test ortalaması olarak elde ettiğimiz 7 litrelik tüketim makul kabul edilebilir. Sert süspansiyonu nedeniyle iç mekanda sarsıntılar fazla hissedilse bile bunun artısını aracın yol tutuşunda görüyorsunuz. i30 çok ani ağırlık değişimleri olmadıkça yolundan çıkmıyor.

Güvenlik

2007 ve 2008 yılında iki kez Euroncap çarpışma testine giren i30 ilk testte 4 yıldız alabildi. Dersine iyi çalışan Hyundai mühendisleri ikinci teste kadar yaptıkları geliştirmeler sayesinde araca 5 yıldız aldırmayı başardılar.