W124 kasa kodlu Mercedes Benz E serisi belki de gelmiş
geçmiş en iyi sedan otomobillerden biridir. Hala pek çok seveni bulunan, adına
internet siteleri ve kulüpler kurulan bu otomobilin en güçlü seçeneği olan 500
E 1990-1993 yılları arasında üretildi. 1994 yılında ismi E500’e dönüşen model
1994-1995 yılları arasında satıldı ve bu araç Porsche işbirliği ile
geliştirildi.
E500 gücünü 5.0 litrelik V8 motorundan alıyordu. 5700 d/d’de
322 hp güç üreten makinenin 480 Nm’lik torku ise 3900 d/d’den itibaren
veriliyordu. Bu değerler günümüz araçlarına göre düşük gibi görünebilir ama 5.5
saniyelik 0-100 km/s hızlanması o yıllar için muhteşem bir değerdi ve hala
öyle!
E500’lerin bir kısmı Mercedes Benz’in modifiye uzmanı uzantısı
Brabus’un eline geçti. Brabus modelin ismini Brabus 6.5 olarak değiştirirken
motor hacmini 6.5 litreye çıkarıp gücü de 444 hp’ye ulaştırdı. V8 ünitenin
harmonik sesleri eşliğinde 5.2 saniyede 100 km/s hıza ulaşan W124, 285 km/s
hıza korkusuzca çıkabiliyor.
Fotoğraflarını gördüğünüz araç işte bu anlattığım modelin en temiz örneklerinden biri ve Alman modifiye evi tarafından satışa çıkarıldı. Aracın fiyatı ve model bilgisi hakkında henüz bir bilgi yok ama aracın sadece 252 kilometrede olması onu çok değerli bir efsane yapıyor.
Bu otomobille hayatın daha güzel olacağına emin olabilirsiniz!
MINI Cooper ailesinin son üyesi aynı zamanda en atletik olanı oldu. Şimdiye kadarki en sportif MINI formu olan MINI Cooper Coupe, ilgi çekici tasarımı ve keyifli sürüş özellikleri ile farklı olmak isteyenlerin tercihi olacak! MINI Cooper Cabrio üzerine geliştirilmiş olan Coupe, farklı tavan yapısı ile hemen fark ediliyor. Aracı görenlerin pek çoğu üstünün açılıp açılmadığını soruyor, ancak o zevki yaşamak için biraz daha beklemeniz gerekli!
Tasarım
Genel tasarım çizgileri standart bir MINI Cooper ile bezer olsa da MINI Coupe’nin profil görünümü tamamen yeni bir dünyaya kapı aralıyor. Basık tavan yapısıyla sadece sürüş odaklı olduğunu vurgulayan aracın tavanı sonradan geçirilmiş bir başlık gibi duruyor. Alçak tavan yapısı sayesinde düşürülmüş ağırlık merkezi ve uzun aks aralığı bu otomobilin safkan sürüş için geliştirildiğinin ipuçlarını aslında. Aracın arka aksı üzerine daha fazla rüzgar bastırma gücü oluşturmak için 80 km/s hızdan sonra çıkan spoiler, içeriden elektronik olarak da kontrol edilebiliyor. Test aracımızın kaputu üzerinde gördüğünüz hava girişi onun bir Cooper S olduğunun en büyük işareti. Arka kısımda ise ortaya konumlandırılmış egzozdan bu aracın Cooper S olduğunu anlayabilirsiniz. Diğer bir yöntem ise bu egzozdan çıkan patlama seslerini dinlemek olabilir! 3734 mm uzunluğa sahip olan MINI Cooper S Coupe, Peugeot RCZ’den 55,6 cm daha kısa. Modelin sunduğu 280 litrelik bagaj hacmi bu sınıf için gayet yeterli.
İç mekan
MINI Cooper S Coupe’nin içerisine geçildiğinde maalesef diğer MINI modellerinden farklı bir hava bulamıyoruz. Her şey hatchback kardeşi ile çok benzer yapıda veya aynı. Şalter şeklindeki kumanda elemanları MINI’ye özgü ve bu otomobilde gerçekten iyi duruyorlar. Orta konsolun en belirgin öğesi olan hız göstergesi ise tüm iyi niyetimize rağmen eleştirilmeyi hak ediyor . Kaliteli malzemeler ve iyi işçiliğin göze çarptığı iç mekanda bir miktar basıklık hissediliyor. Muhteşem ses kalitesi ile müzik dinlemenin keyfine varacağınız otomobillerden biri olmasına rağmen ses sisteminin kontrol butonlarının küçüklüğü kullanımı zorlaştırıyor. Hız göstergesinin ortasına yerleştirilmiş 6.5 inçlik renkli bilgi ekranı BMW’den devşirilmiş ve kullanımı gayet kolay. Bu sistemi kontrol eden kontrol butonlarının biraz daha kaliteli olması ise daha keyif verici bir kullanıma imkan tanırdı. İki kişinin rahatlıkla yolculuk yaptığı MINI Coupe’de iç mekanda eşya gözü sayısı çok fazla değil ancak koltukların arkasındaki boşluk bütün ihtiyaçları karşılayacak kadar geniş. Ayrıca bu kısımdan bagaja erişimin olması da büyük kolaylık sağlıyor.
Motor
Tüm Cooper S logolu araçlardaki gibi bu MINI Cooper S Coupe’nin motor kaputunun altında da 1.6 litrelik twin scroll turbo motor görev yapıyor. PSA grubu ile ortak geliştirilen ünite tam dört yıl üst üste kendi kategorisinde yılın en iyi motoru ödülünü aldı. 5500 d/d’de 184 hp güce sahip olan ünite 1600-5000 devir bandında 240 Nm tork değeri sunuyor. Bu torku anlık olarak 260 Nm olarak verebilmesi bu motorun en güzel özelliklerinden. Yakıt tüketimini düşürmeye yönelik yapılan MINIMALISM çalışmaları tüketimin düşürülmesine yardımcı olsa da sol ayağınız bunun aksi yönünde çalışıyor! MINI o kadar keyifli hızlanıyor ki yakıt tüketimini çok düşünmüyorsunuz. Sport moda aldığınızda vites geçiş hızlarını arttıran otomobil, egzozundan da sizi daha hızlı gitmeye teşvik eden homurtular çıkarıyor. Testimizin sonunda 9,3 lt/100 km ortalama yakıt tüketen MINI Coupe, hakkını vererek kullandığınızda 12 lt/100 km tüketim değerini rahatlıkla geçiyor. Tabi bu tüketim değerini sakin otoyol kullanımlarında 6 litre civarına çekmek de mümkün.
Konfor ve yol tutuş
MINI logosu taşıyan her otomobil iyi yol tutuyor ama MINI Coupe bunların içerisinde en keyif verici oalnı. Çok iyi ayarlanmış ağırlık dağılımı, inanılmaz hisli direksiyonu ve sert süspansiyon yapısı MINI Cooper S Coupe’yi tam bir viraj avcısı yapıyor. Hızlanması kadar frenlemesi de performanslı olan modelin sürücüye verdiği güven hissi üst düzeyde. Kullanım son derece zevkli ancak bozuk yollarda yolculuk bu kadar eğlenceli değil maalesef. Konfor konusunda ülkemiz yollarında ciddi sıkıntılar yaratabilecek model, çukurları içeriye neredeyse olduğu gibi yansıtıyor. Bu sertlikteki bir otomobilde iç mekanda çıtırtı seslerinin duyulmaması ise dikkat çekici.
Güvenlik
MINI Cooper Coupe’nin EuroNcap çarpışma testine henüz bir katılımı bulunmuyor.
Yorum-Selim Erkek
MINI Cooper en heyecan verici formuna kavuştu! Uzun aks aralığı, köşelere yerleştirilmiş tekerlekler, güçlü motor ve rijit şasiden sonra son olarak da alçaltılmış tavan yapısı. Artık MINI Cooper’ın sürüş zevki bir adım öteye taşındı. Hep MINI modellerinin sürüş keyfini övüyoruz ama bu bambaşka. Virajlarda o kadar kontrollü ki, ne zaman ne tepkiler vereceğini daha direksiyona ilk geçtiğiniz anlarda size hissettiriyor. Egzozundan çıkan homurtular, motorunun devir çevirme isteği ve yolu birebir hissettiren direksiyon hep daha hızlı olma isteği doğuruyor. Otomobil kullanırken en çok sürüş zevkine önem veriyorsanız MINI Cooper Coupe’yi mutlaka kullanmalısınız. Bunun haricinde otomobilin en çok eleştirilecek kısmı duvar saati boyutundaki hız göstergesi. Bu kısma göz atmak çok zor, neyse ki direksiyonun arkasındaki devir saatinin ortasında dijital olarak ek bir hız göstergesi daha var. Büyük bilgi ekranından ülkemiz için navigasyon özelliği sunulmaması da, bu donanım gelene kadar eleştirilebilir.
İlk
jenerasyonu 1998 yılında yollara çıkan Toyota Yaris, 2011 yılı
sonlarında üçüncü nesline kavuştu. İlk tanıtıldığı zaman geniş iç
hacmi, keyifli sürüşü ve pratik yapısıyla çok konuşulan bir model olan
Toyota Yaris, sonraki yıllarda kendisine çok benzeyen rakiplere kavuştu.
1.3 litrelik benzinli motoruyla beraber CVT otomatik şanzıman
(Multidrive) opsiyonu sunan Yeni Yaris, 1.4 D-4D dizel motorlu
versiyonunda ise 6 kademeli robotize otomatik şanzıman (Multimode)
seçeneği bulunuyor. Toyota’nın sorunsuzluk imajını arkasına alan model B
segmenti hatcback rekabetine hızlı bir giriş yapmak istiyor.
Tasarım
Yeni
Yaris hiçbir neslinde olmadığı kadar agresif çizgilerle geldi. Eskiden
Yaris için en önemli konu iç mekan ferahlığıydı. Fakat bu disiplinde pek
çok yeni model Yaris ile yarışır duruma geldi ve Toyota’nın artık daha
fazlasına ihtiyacı var. Japon üretici bu küçük modeli üst segmentteki
modelleri gibi tasarlayarak daha olgun göstermeyi tercih etmiş. Önceki
jenerasyonlardan daha yatık A sütunu kullanılarak Yaris’in daha sportif
bir görüntüye kavuşması sağlanmış. Toyota logosu odaklı ön tasarımda,
farların ve ızgaranın yapısı güncel Toyota tasarım dilini tanımlıyor.
Yeni tasarımın 0,287 cd’lik sürtünme katsayısı, Yaris’in ekonomi
yapmasına da yardımcı oluyor.
Yaris’in profil görünümünde ilk
olarak baktığımız nokta tavanın arka kısmının yüksek yapısı oluyor. İlk
nesil Yaris tasarlanırken arka koltuklarında 190 cm boyundaki bir
insanın yolculuk edebilmesi hedeflenmişti. Yeni Yaris bu geleneği devam
ettirecek kadar yüksek bir tavan yapısına sahip. Tavanın sonlandığı
noktadaki spoyler araca şık bir hava katıyor. Olgunlaşan Yaris, arka
kısmında da bu etkileri gösteriyor. Bagaja taşınmış plakalığın
üzerindeki krom kısım ve tamponun alt kısmının kıvrımlı yapısı dikkat
çeken öğelerden. 3885 mm uzunluğundaki Yaris, Japon rakipleri Honda
Jazz’dan 15 mm daha kısa iken Nissan Micra’dan 10,5 cm daha uzun. 286
litrelik bagaj hacmiyle Nissan Micra ile hemen hemen aynı kapasitedeki
Yaris, Honda Jazz’ın 399 litrelik bagaj hacminin karşısında bir hayli
geride.
İç mekan
Yüksek
bir oturma pozisyonuna sahip olan Yaris, basitliğe ve kullanışlılığa
önem verilerek tasarlanmış. Sert plastik malzemelerin kullanıldığı
konsol ve kapıların iç kısmı hakkında övgü dolu sözler söylemek mümkün
değil. Malzeme kalitesi konusunda Avrupalı rakiplerinin pek çoğu
Yaris’in önünde. İç mekanda ilk olarak eski Yaris’lerden farklı olarak
geleneksel yerinde olan gösterge panelini fark ediyoruz. Bu tarz
kesinlikle daha iyi! Test aracımızın orta konsolunda opsiyonel olarak
satın alınan Touch&Go sistemi bulunuyor. Geri görüş kamerası,
navigasyon işlevlerinin yanında ses sistemini de kontrol edebiliğimizi
sistem, cep telefonları ile eşleşerek fotoğraf ve müzik albümlerinizi
görebiliyor en önemlisi de internete erişebiliyor. Güneş ışığında bazen
az görünen ekranda daha parlak bir yapı tercih edilse daha iyi olurmuş.
Bol sayıda eşya gözüne sahip olan Yaris, kullanımı kolay kumanda
panelleriyle kullanıcı dostu bir otomobil.
Motor
CVT
şanzımanlı test aracımızda bu vites seçeneği ile satın alabileceğiniz
tek motor seçeneği olan 1.3 litrelik benzinli motor görev yapıyor. 1329
cc’lik motor 30 cc hacim farkı yüzünden 1.3 litre ve altı motora sahip
otomobillerin ödeyeceği MTV vergi diliminden yararlanamıyor. 6000 d/d’de
97,6 hp güç üreten dört silindirli ünite, 125 Nm’lik maksimum torkunu
4000 d/d’de verebiliyor. Manuel olarak da 7 kademeye hükmedebildiğimiz
CVT ünite ile büyük uyum gösteren motor ekonomik olarak gayet başarılı.
Testimizin sonunda 6 lt/100 km ortalama yakıt tüketimine imza atan model
sakin otoyol sürüşlerinde bu değeri 5 litre civarına çekiyor.
Konfor ve yol tutuş
Orta
sertlikteki süspansiyonlarıyla bu segmentin müşterilerini memnun edecek
bir yapıya sahip olan Yaris, sert darbeleri emme konusunda çok da
başarılı değil ama bu sadece Yaris’in değil rakiplerinin de pek çoğunda
olan ortak bir problem. Bu sınıftaki yol tutuşuyla öne çıkan modellerin
oldukça gerisinde olması bizi şaşırtmıyor çünkü Yaris pratikliği ile ön
plana çıkan bir model. Başarılı dönüş çapı ile şehir içinde rahat
manevralar yapılabilen model yüksek hızlardaki stabil sürüşü ile de
beğeni topluyor. Siz yine de yüksek hızlara çıkarken dikkat edin çünkü
biraz hızlı girdiğiniz virajlarda Yaris bolca önden kayma yaşıyor ve ESP
sistemi standart olarak hiçbir versiyonda sunulmuyor.
Kolay
ayarlanan sürüş pozisyonuyla sürücüsünü memnun eden model, arkada oturan
yolcularına da çok sıkıntı yaşatmıyor. Sunduğu diz mesafesi bu sınıf
için gayet yeterli. Ayrıca arkada oturan yolcunun baş mesafesi konusunda
da endişe etmesine gerek yok.
Güvenlik
Toyota’nın
üçüncü jenerasyonunu satışa sunduğu Yaris modeli EuroNcap çarpışma
testinden 5 yıldız aldı. Önden çarpışma testinde Yaris’in yolcu kabini
sağlam kaldı. Mankenlerin diz ve uyluk bölgesi iyi bir şekilde korundu.
Benzer koruma farklı boylardaki mankenlerde ve değişik oturma
pozisyonlarında da tekrarlandı. Maksimum puanlar sürücünün korunmasında
kazanıldı. Yan bariyer çarpışma testinde mankenin vücudu iyi korundu.
Yan direk çarpışma testinde ise yan hava yastığı tavan sütununa hafif
miktarda sıkıştı ve araç bu yüzden ceza puanları aldı. Bu testte
mankenin göğüs bölgesindeki korumanın ortalama puanlar aldığı görüldü.
Arkadan çarpışmalarda oluşan kamçı etkisine karşı ise Yaris koltukları
ortalama koruma sağlayabildi.
Yorum-Selim ERKEK
Klasik
otomatik şanzımanın yüksek yakıt tüketiminden kaçanlar için en iyi
tercih CVT şanzımanlar. Robotize şanzımanların konforsuzluğu yok ve çift
kavramalı şanzımanlar kadar yüksek fiyat etiketine sahip değiller.
Tüketim değerleri ile manuel şanzımanlara yakın, bazen daha da iyi
değerler yakalıyorlar ve gayet kararlı çalışıyorlar. Eğer bu şanzımanı B
segmenti bir modelde alacaksanız genelde Japon markalara yöneleceksiniz
demektir. Nissan Micra, Honda Jazz ve Toyota Yaris’de kullanılan bu
şanzıman tipi üç markada da iyi işler çıkarıyor. Toyota Yaris kullanışlı
bir otomobil ancak benim gözüme takılan bazı sorunları var. Birincisi
koltukların alt kısmını örten kaplamanın kaba görüntüsü, ikincisi büyük
navigasyon ekranının zor okunan yapısı ki gündüzleri far yakma
alışkanlığı olanlar bu ekranı hiç göremiyorlar çünkü otomatik olarak
parlaklığını azaltıyor, son olarak da standart donanımındaki ciddi
eksiklikler. Bu fiyat etiketiyle satılıyorsa Yaris çok daha donanımlı
olmalıydı!
Honda’nın
D segmentindeki sedanı Accord sekizinci jenerasyonu ile testimize konuk
oldu. Tüm dünyada sorunsuzluğu ile haklı bir şöhrete ulaşan model
ülkemizde sadece 2.0 litre benzinli motor ile satılmasının dezavantajını
yaşıyor. 35 yaşındaki Honda Accord sportif tasarımı, başarılı yol tutuş
özellikleri ve dayanıklılığı ile ön plana çıkıyor. Rakiplerinden daha
düşük satış adetlerinde kalmasının en büyük nedeni düşük hacimli ne
benzinli ne de dizel motorun olmaması.
Tasarım
Konuğumuzu
olan Accord nesli 2008 yılından beri üretiliyor olmasına rağmen pek çok
rakibinden daha diri görünüyor. Japon esintileri taşıyan sert
çizgilerle oluşturulmuş tasarım dilinin hala çekici olduğunu söylemek
mümkün. Accord’un ön kısmında şık far yapısı ve kromajlı Honda ızgarası
dikkat çekiyor. Modelin sinyal lambaları bu farların ızgaraya doğru
olan kısmında konumlandırılmış. Ayrıca Accord’un büyük yan aynalarında
da sinyallere yer verilmiş. Arka kısımda ise Accord şık tasarımını devam
ettiriyor. Çamurluk ve bagaj kapağına dağıtılmış iki parçalı stop grubu
ve bagajın sportif çizgileri Accord’u arkadan da fark edilir bir araç
haline getiriyor. 4725 mm uzunluğundaki Honda Accord, VW Passat’tan 4,4
Peugeot 508’den 6,7 cm, Opel Insignia’dan 10,5 cm, Renault Latitude’dan
tam 17,2 cm daha kısa. Modelin 464 litrelik bagajı da bu modellerden
daha düşük kapasiteli.
İç Mekan
Honda
Accord’un ön koltuğuna geçtiğiniz zaman düğme kalabalığı ile
karşılaşıyorsunuz. Bunun belki de en büyük nedeni direksiyonun
üzerindeki tuşların yarattığı kalabalık hissi. Kumandaların hepsinin
kullanımı kolay ve üzerlerinde yerli açıklama bulunuyor ancak kısa bir
alışma süresi istediği kesin. Kolay okunan beyaz ağırlıklı aydınlatmalı
gösterge paneli gözü yormayan bir yapıda. Aynı şekilde orta konsolun
üzerindeki dijital ekranın da okunabilirliği çok iyi fakat bu kısma
güzel bir navigasyon ekranı veya renkli bir bilgilendirme paneli
yerleştirilebilirmiş. İç mekanda kullanılan malzemelerin kalitesi sınıf
standartlarını karşılayacak nitelikte ama insanı etkiletecek bir yapıda
olduğunu söyleyemeyiz. Bu sınıfın en çok satan modeli VW Passat’ın iç
mekanında bazı noktalarda daha ince düşünüldüğünü görebilirsiniz. Küçük
eşyaların koyulması için çok sayıda kapaklı göze sahip Accord bu konuda
kullanıcısına sıkıntı yaşatmıyor. Kapı cepleri de yeterince büyük olması
sayesinde kullanım kolaylığı sağlıyorlar. Accord’un hafızalı elektrikli
koltuklarının ayarlanması son derece kolay ve sürüş pozisyonu etrafa
rahatça hakim olmanızı sağlıyor. Modelin üzerinde gelen standart ses
sistemi USB üzerinden müzik çalabiliyor ve ses kalitesi oldukça iyi.
Motor
‘90’lı
yıllarda ürettiği motorlarla adından en çok söz ettirten marka olan
Honda, maaelesef hacim küçültme trendine zamanında ayak uyduramadı.
Rakipleri düşük hacimli turbo motorlarla hem daha yüksek performans hem
de daha düşük emisyon değerleri yakalayan ünitelere sahipken Accord’da
2.0 litrelik atmosferik bir motor görev yapıyor. Hem satın alırken hem
de kullanım sırasında yüksek vergi dezavantajı yaşatan bu motorun
dayanıklılığı hakkında hiç şüphemiz yok ancak zamanın gerisinde
kaldığını söyleyebiliriz. 6300 d/d’de ürettiği 156 ps gücündeki motorla
harekete geçen Accord, motorun 4100-5000 d/d aralığında ürettiği 192 Nm
torku sürücüsünün hizmetine sunuyor. 5 ileri klasik otomatik şanzımanla
gücünü ön tekerlere ileten Accord, vites düşürme konusunda bazen yavaş
kalabiliyor. Ayrıca klasik otomatik şanzıman olmasına rağmen yokuşlarda
biraz kaçırma yaptığını da gözlemledik. Tüketim konusunda aşırı
beslemeli motorlara sahip rakiplerinin karşısında geride kalan model
testimizin sonucunda 10,1 lt/100 km ortalama tüketim verisine imza attı.
Konfor ve yol tutuş
Honda
Accord yol tutuş disiplininde övgüyü hak ediyor. Aracın hisli
direksiyonu en ufak hareketinize bile tepkiler veriyorken yol hakkında
da çok iyi bilgilendirme yapıyor. Accord’un bir hayli yüksek olan
sınırlarını zorladığınızda ise ESP hızlı müdahaleler yapıyor ve
kendinizi yavaşlamış ve çizginize dönmüş olarak buluyorsunuz. Konfor
konusu ise biraz daha arka planda kalıyor. Bu sınıf otomobilleri tercih
edenlerin pek çoğu konfor konusuna önem veriyorlar. Accord ise D
segmentinde sportifiğe önem veren müşterilerin ilgisini çekecektir.
Söylediklerimiz aracın konforsuz olduğu anlamına ise gelmiyor tabi ki.
Sadece hızlı gelen darbeleri iç mekandakiler biraz fazla hissediyor.
Honda Accord’un geniş koltukları ise bu büyük Japonla yapılan uzun
yolculukları keyif haline getiriyor. Rahat ön koltukların ısıtma
fonksiyonunun olması kış aylarında yüzleri güldürüyor. Arka koltuklarda
oturanlar için de havlandırma kanalları unutulmamış. Accord’un arka
koltuklarında üç kişi rahatlıkla yolculuk yapabilir ve diz mesafesi
açısından çok uzun boylu değillerse sorun yaşamazlar.
Güvenlik
Honda Accord 2009 yılında girdiği EuroNcap çarpışma testinden 5 yıldız almayı başardı.
Yorum-Selim Erkek
D
segmentinde alışıldık modellerin dışına çıkmak isteyenler için Accord
biçilmiş kaftan. Yaşlı bir model olmasına rağmen tasarımı hala çok
çekici ve Honda’nın sorunsuzluk imajı bu otomobili pek çok kişiye daha
da yakınlaştırıyor. Ancak Accord’un rakiplerine oranla çok büyük bir
dezavantajı var o da motoru. Türkiye’de başarılı satışlar yapmanın
anahtarı 1.6 litreden küçük hacimli motora sahip olmaktan geçerken
Accord’un 2.0 litrelik motoru tüketim ve performans anlamında da beni
tatmin edemedi. Honda Accord’un en sevdiğim kısmı ise verdiği sürüş
zevki oldu. Aracın sürücüyle bütünleşmesi çok güzel ve keyif veriyor.
Yol tutuşuna bu kadar methiye dizdiğim Accord’un ses yalıtımı ve
süspansiyon darbe emişi konularında ise kendisini biraz daha
geliştirmeye ihtiyacı var. Söylediklerimden Accord başarısız bir
otomobil gibi algılanmasın çünkü o neredeyse dört yaşında bir model ve
henüz yenilenmiş rakipleriyle hala boy ölçüşebiliyor.
Efsane
olmak kolay değildir ama bu şekilde anılmaya başlandıysanız bu ünvanı
hak edecek işler ortaya koymalısınız. Volkswagen’in 1974 yılında
üretmeye başladığı Golf, 6. jenerasyonu ile yollarda. Beşinci nesil Golf
ile aynı platform üzerine geliştirilmiş olan yeni nesil hiçbir Golf’ün
olmadığı kadar verimli bir otomobil. BlueMotion adı verilen özel
çalışmanın sonunda 3,4 lt motorin ile 100 km yol kat edebildiği iddia
edilen Golf 1.6 TDI BlueMotion testimizin konuğu oldu.
TasarımGolf’ün
kafalarımıza yerleşmiş çizgilerinin bir anda yıkılıp kaybolmasını
istemeyen VW tasarımcıları son derece muhafazakâr bir otomobil ortaya
çıkarmışlar. Golf’e dışarıdan baktığımızda ‘vay be şurası ne kadar da
güzel olmuş!’ diyeceğimiz yerler olmadı. Rakiplerinin karşısında bir
hayli pasif olan tasarımında, BlueMotion versiyona özel değişiklikler
yapılmış. Aracın aerodinamisini iyileştiren arka rüzgarlık, yan
marşbiyeller, ön panjur ve jant tasarımı göze çarpan değişikliklerden.
Tabii bir de test aracımızdaki buz mavisi renk de bu aracın kendisine
has renklerinden. VW Golf’ün 4199 mm uzunluğu sınıfının en kısalarından
biri olduğu anlamına geliyor. VW Golf; Renault Megane’dan 96 mm, Opel
Astra’dan 220 mm, Peugeot 308’den 77 mm ve Ford Focus’tan ise 136 mm
daha kısa. Golf’ün 350 litrelik bagaj hacmi ise bu sınıfın alt sınır
değerlerine yakın.
İç mekan Sade
görünen iç mekanda en büyük öncelik ergonomiye verilmiş. Her kumanda
elemanının kolay kullanıldığı Golf’ün içerisindeki işçilik seviyesi ve
malzeme kalitesi de çok başarılı. BlueMotion versiyonun mavi tonlu
koltukları iyi görünüyorlar. Kolay ayarlanabilir sürücü koltuğunda uygun
sürüş pozisyonu bulmak çok kolay. Yeterli eşya gözüne sahip Golf’ün
halı kaplı kapı cepleri de çok kullanışlı. Manuel klima ve basit bir ses
sistemi ile sunulan bu versiyonda ses sisteminin sadece AUX girişi var.
Makyaj aynalarında ışık, yağmur ve far sensörü gibi donanımlardan
yoksun BlueMotion versiyonun bizim gözümüze çarpan en büyük eksikliği
ise hız sabitleyicinin olmaması. Yakıt tasarrufu odaklı bir modelde bu
özellik mutlaka olmalıydı.
Motor1.6
litrelik TDI motorun can verdiği Golf BlueMotion’un motor gücü ve torku
diğer TDI kardeşinden bir farklılık barındırmıyor. 4400 d/d’de 105 hp
güç üreten motor 1500-2500 d/d aralığında sürekli olarak ürettiği 250 Nm
torku sayesinde hantal bir otomobil olmaktan kurtuluyor. 5 ileri manuel
şanzımanla satılan modelin DSG otomatik şanzımanlı versiyonunda
BlueMotion seçeneği bulunmuyor. 11,3 saniyede 100 km/s hıza ulaşan
Golf’ün maksimum hızı ise 190 km/s. Testimiz süresince 5,8 lt/100 km
ortalama yakıt tüketimine imza atan Golf BlueMotion dikkatli
kullanıldığında 4 lt/100 km tüketti.
Konfor ve yol tutuş VW
Golf hazırlanırken sessiz bir otomobil ortaya çıkarılması için çok
uğraşılmış. Hiçbir Golf neslinin olmadığı kadar sessiz olan yeni Golf,
kendi segmentindeki diğer rakiplerine ders olarak gösterilmesi gereken
süspansiyonlarıyla da alkışı hak ediyor. Darbeleri çok iyi emen
süspansiyon sistemi ve sessiz iç mekan konforlu yolculuklara kapı
aralıyor. İç mekanda sunulan yaşam alanı yeterli. Klima sisteminin
ısıtma ve soğutma performansı gayet iyi.
Hassas frenleri ve
direksiyonu ile sürücüsünü mutlu eden Golf, yol tutuş konusundaki
başarısıyla da güven veriyor. ESP destekli yol tutuşu sürücüsünü
tedirgin etmiyor ve Golf her zaman çok kontrollü.
GüvenlikVW
Golf 2009 yılında girdiği EuroNcap çarpışma testinden 5 yıldızla
ayrıldı. Golf BlueMotion’da ESP, sürücü, yolcu, yan ve perde hava
yastıklarının yanında sürücü diz hava yastığı da standart olarak
sunuluyor.
Yorum-Selim ERKEKOtomobillerle
pek ilgilenmeyen insanlara kompakt HB sınıfının tanımlarken; ‘VW
Golf’ün sınıfı’ dediğimi fark ettim. VW fanatiği değilim, üstelik DSG
şanzıman ve TSI motor öncesinde Volkswagen’e saygım olduğu da
söylenemez. Ama Golf farklı. Golf bu sınıfta hep yol gösterici oldu.
Taklit edilen bir model olması onun bu sınıfın yaratıcısı diye
anılmasına yol açtı. Sessizlik, iç mekan kalitesi ve sürüş hissi
konusunda çok başarılı olan Golf’ün fiyatları ise rakiplerinin
karşısında yüksek. BlueMotion özellikli test aracımız için istenen
fiyatla normal 1.6 TDI Golf’ün fiyatını kıyasladığınızda aradaki farkı
amorti etmek için çok uzun kilometreler yapmanız gerektiği ortaya
çıkıyor. İşin çevrecilik boyutuyla ilgilenenler ise BlueMotion Golf ile
km’de 99 g CO2 salınımı yaparak dolaşmanın keyfini çıkarabilirler. Tabii
dikkatli kullanmak şartıyla! Çünkü normal kullanımda Golf BlueMotion’ın
tüketim değerleri çok da şaşırılacak derecede düşük değil.
Uygun
fiyatına karşın sunduğu yüksek donanımıyla son günlerin en çok
konuşulan otomobillerinden biri olan Chevrolet Aveo’nun sedan versiyonu
testimize konuk oldu. Yakışıklı Aveo bu versiyonu ile geniş bir bagaj
hacmine kavuşarak Türk tüketicisine daha fazla hitap ediyor. GM çatısı
altında üretilen Aveo’nun pek çok noktasında Opel izleri görmek mümkün.
GM’in yeni geliştirdiği Gamma II platformunu kullanan model, Opel’in
yeni modeli Mokka ile aynı platformu kullanıyor.
Tasarım B
sınıfı sedan modellerin en çekici görünenlerinden biri olan Aveo şık
bir ön tasarıma sahip. Aveo’nun modifiye atölyesinden çıkmış gibi
görünen far ve stop lambaları en karakteristik öğeleri oluyor. Siyah
zemin üzerine birbirinden ayrı tasarlanmış yuvarlak yapılı farlar
sportif görünüyor. Ayrıca sivri burun tasarımı, geniş hava ızgarası,
kaslı kaput yapısı ve tampona yerleştirilmiş Chevrolet ızgarası da
sportif imajı destekliyor. Arka kısımsa ön taraf kadar etkileyici
görünmüyor kesinlikle. Sıradan arka tasarım Aveo’nun sportif imajına
kesinlikle uyumlu değil. Bu sıkıcı tasarımın en büyük avantajı ise bagaj
hacminde oluyor. Hatchback versiyonda 290 litre olan bagaj hacmi
sedanda tam 502 litre. Aveo sedan en büyük rakiplerinden Hyundai Accent
Blue’dan 29 mm daha uzun ve 35 mm daha geniş. Accent Blue ise 45 mm daha
uzun olan aks mesafesiyle bu rekabette yer alıyor.
İç mekan Aveo’nun
iyi görünen iç mekanında sert plastik malzemeler kullanılmış ancak
kalitesiz hissettirmiyorlar. Direksiyona geçildiği gibi dijital gösterge
grubu dikkatimizi çekiyor. Motosikletlerden ilham alınarak tasarlanmış
türkuaz renkli gösterge grubu üzerinden yol bilgisayarı verilerini
görmek de mümkün. Parlak gösterge ışıklarını kapatabilmek mümkün olsaydı
keşke! Opel’den alınmış direksiyon tasarımı başarılı ama boyutu Aveo
gibi bir araç için biraz büyük gibi. Orta konsolda kolay kullanımlı
müzik sistemi ve klima yer alıyorken en alt kısmında ve yanlarda küçük
eşyalarınız için bölümler de mevcut. Yan kısımlardaki boşluklar sanki
havalandırma ızgarası olarak tasarlanıp sonradan vazgeçilerek boşluk
bırakılmış gibi görünüyor. Vites kolunun hemen arkasında bulunan büyük
ESP butonunun arkasında da bardaklıklar yer alıyor. Küçük eşyalarınız
için bol bol eşya gözü sunan Aveo’da iki adet torpido gözü ve koltuk
altı çekmecesi bulunması da güzel detaylardan. Üstteki torpido gözünün
içerisinde bulunan USB ve AUX girişi aracılığıyla harici cihazlardan
müzik dinleyebilirsiniz. Ses sisteminin kalitesi ise vasatı aşamıyor
maalesef.
Motor Aveo iki
benzinli ve iki dizel olmak üzere dört farklı motor seçeneği ile
satılıyor. Test aracımızda modelin 1.4 litrelik benzinli motoruna
kombine edilmiş 5 kademeli otomatik şanzıman görev yapıyordu. Ecotec
ünite 6000 d/d’de 98,6 hp güç üretiyor. 130 Nm’lik maksimum torkunu 4000
d/d’da veren motor için yüksek devirlerde dolaşmayı seviyor
diyebiliriz. Devir yükseldikçe sesini içeriye ulaştırmaya başlayan motor
sakin şehir içi kullanımlar için yeterli performansı sunuyor. 5
kademeli manuel şanzımanla kontrol edilen Aveo, 0-100 km/s hızlanmasını
12,2 saniyede tamamlayıp 177 km/s hıza ulaşabiliyor. Hızlanmanın 120
km/s süratten sonra oldukça yavaşladığını söylemeliyiz. Aveo testimizin
sonucunda hatchback kardeşine yakın bir tüketim değeri değer olan 7,5
lt/100 km değerini elde etti.
Konfor ve yol tutuş Aveo
için orta sertlikte bir otomobil demek doğru olacaktır. Aracın
süspansiyon sistemi küçük darbeleri emme konusunda başarılı olsa da
hızlı geçilen şiddetli darbelerde yetersiz kalıyor. Aveo sert yapısının
avantajını yol tutuş anlamında da gösteriyor ve sorunsuz bir şekilde
virajları dönüyor. Üstelik standart donanımda sunulan ESP sistemi
sayesinde sürücünün Aveo’nun limitlerini aşması durumunda araç müdahale
ederek yola girilmesini sağlıyor.
İç mekanına motor sesini biraz
alan Aveo rahat koltuklarında misafir ettiği yolcularına sıkıntı
yaratmıyor. Özellikle arka koltuktaki ferahlık hatchback kardeşinden çok
daha başarılı.
Güvenlik Chevrolet
Aveo sedanın Euro Ncap çarpışma testine katılımı bulunmuyor ancak
hatchback kardeşi girdiği bu testten çok başarılı şekilde ayrıldı. Aveo,
1.2 litrelik benzinli versiyonu ile girdiği EuroNcap çarpışma testinden
5 yıldız aldı. Önden çarpışma testinde Aveo’nun yolcu kabini sağlam
kaldı. Mankenlerin göğüs ve uyluk bölgesi yeterince iyi korundu. Aveo,
benzer korumayı farklı boyutlardaki mankenler ve oturma pozisyonlarında
da tekrarlamayı başardı. Aveo, maksimum puanları yan çarpışma testinden
aldı. Mankenin vücudunun tamamı mükemmel şekilde korundu. Bir çok kez
tekrarlanan yan direk çarpışma testinde ise mankenlerin göğüs bölgesinde
ortalama bir koruma sağlandığı görüldü. Aveo koltukları arkadan
çarpışmalarda etkili olan kamçı etkisine karşı iyi bir koruma sağladı.
Yeni Aveo, yetişkin korumada yüzde 95, çocuk korumada yüzde 87, yaya
korumada yüzde 54 ve güvenlik asistanlarında yüzde 93 puan aldı.
Yorum-Selim Erkek B
segmenti sedan modeller içerisinde şu anda en mantıklı modellerden biri
olan Aveo sedan, yüksek bagaj kapasitesi, geniş iç mekanı ve eksiksiz
güvenlik donanımları ile öne çıkıyor. Görsel açıdan ön kısmı çok iyi
görünen Aveo sedanın arka kısmı içinse aynı şeyleri düşünemiyorum
maalesef. Keşke arka tasarım biraz Cruze modeline benzeseydi. Aveo sürüş
ve konfor özellikleri ile satın alanları pişman etmeyecek bir
otomobil. 1.4 litrelik benzinli motora sahip test aracımız beklentileri
karşılayan bir yapıda ancak ben Aveo’nun 1.3 litrelik dizel ünitelerle
satın alınmasının daha yerinde bir karar olacağını düşünüyorum.